DÖRT SORU.....

DÖRT SORU.....

İleti Hacegan__ » Pts Nis 02, 2012 3:50 am

(Kıyamette herkes, şu dört suale cevap vermedikçe hesaptan kurtulamaz:
1- Ömrünü nasıl geçirdin?
2- İlmi ile nasıl amel ettin?
3- Malını nereden, nasıl kazandın ve nerelere harcettin?
4- Cismini, bedenini nerede yordun, hırpaladın?) [Tirmizi] Hadis-i Şerif (1)
Evet dostlarım Hesaba çekileceğimiz başka konular olmakla birlikte Kıyamet gününde bu dört konudan mutlaka hesaba çekileceğiz.Bunları göz önünde bulundurarak hayatımıza yön vermemiz gerekiyor. Yoksa işim çok zor
Bu konuda anlatılan hikayelerden biri şöyle.
Zenginin biri ölümden ve kabirdeki yalnızlıktan çok korkuyormuş.Kabrin ilk gecesi çok önemli olduğu için "Öldüğüm geceyi kim kabre girerek sabaha kadar benimle geçirirse servetimin yarısını ona bağışlıyorum" diye vasiyet etmiş. Öldüğünde "Kim birlikte kabre girip sabahlamak ister?" diye araştırmışlar.
Kimse çıkmamış. Nihayet bir hamal, "Benim sadece bir ipim var, kaybedecek bir şeyim yok. Sabaha kadar durursam zengin olurum." diye düşünerek kabul etmiş. Vefat eden zengin ile birlikte defnetmişler. Sorgu sual melekleri gelmiş. Bakmışlar kabirde bir ölü, bir canlı var. "Nasıl olsa bu ölü elimizde... Biz şu canlı olandan başlayalım" demişler ve hamalı sorgulamaya başlamışlar. "O ip kimin? Nereden aldın? Niye aldın? Nasıl aldın? Nerelerde kullandın?" Sabaha kadar sorgu sual devam etmiş, adamın hesabı bitmemiş. Sabahleyin kabirden çıkmış.
- Tamam, servetin yarısı senin, demişler.
- Aman,demiş hamal, istemem, kalsın. Ben, sabaha kadar bir ipin hesabını veremedim. O kadar servetin hesabını nasıl veririm?

Burada zenginlik kötüdür diye düşünmemek gerekir düşünmemiz gereken paramızı helal yollardan mı kazanıyoruz yoksa haram yollardan mı? çalıştırdığımız işçilerin hakkını zamanında ve eksiksiz verebiliyor muyuz? ayrıca kazancımızın zekatını veriyor muyuz? Yoksulu gözetiyor muyuz? eğer bunlar yapabiliyorsak zenginlik fakirlikten daha iyidir.
Asr-ı Sadette gerçekleşen bu mevzu ile alakalı bir olayı aktararak konumuza devam edelim.
Ebu Hureyre radıyallahu anhu haber veriyor ve diyor ki : “Muhacirlerin fakirleri bir gün Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin yanına gelerek:
— Ya Resulellah! Zenginler üstün dereceleri, sonsuz nimetleri kazandılar, diye şikâyette bulundular. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem;
— Bu nasıl oldu? Diye sordu. Dediler ki:
— Zenginler de bizim gibi namaz kılıyorlar, tuttuğumuz orucu tutuyorlar, sadaka veriyorlar, biz sakada veremiyoruz. Köle azâd ediyorlar, biz onu yapamıyoruz. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:

— Size bir şey öğreteyim, bu sayede, sizden önde gidenlere yetişirsiniz. Hatta ileri geçersiniz. Sizden sonra, sizin yaptıklarınız gibi yapmadıkça kimse sizden eftal olamaz. Her namazın sonunda 33 defa “Subhanellah”, 33 defa “Elhamdulillah”, 33 defa “Allahu Ekber” dersiniz buyurdular. Bir müddet sonra muhacirlerin fakirleri yine gelerek;
— Ya Resulallah! Zengin kardeşlerimiz bizim yaptıklarımızı işitmişler, (onlar da) bizim gibi yapmaya başladılar, dediler. Peygamber Efendimiz de buyurdu ki;
— Artık, bu Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir.” (Buhâri)

Görüldüğü gibi Allahın emirler ve yasaklarına riayet edilirse zenginlik hem kişinin dünya ve Ahretini kurtarmasına sebep oluyor hem de çevresine faydası oluyor. Ebubekir efendimiz elinde neyi var neyi yoksa Allah yolunda harcayarak en öne geçmedi mi?Elbette fakirlik de kötü değildir efendimiz dileseydi dağlar onun için altına dönüştürelecekti Cebrail aleyhiselamın bu teklifini efendimiz kabul etmedi:" Benim bir gün aç kalmam bir gün tok kalmam, aç kalınca Mevlama dua ve niyaz etmem, tok kalınca hamdetmem daha haıyırlıdır" buyurdu.. Ayrıca fakirlerin cennete beşyüz yıl önce gireceklerini de unutmamak gerekir. yoksulluğa sabretmenin karşılığı bu olsa gerek. Kardeşlerim şükreden zengin mi sabreden fakir mi üstündür konusu hep tartışılmıştır. kimi alimler şükreden zengin üstündür demiş kimi alimlerimiz sabreden fakir üstündür demiştir. Bizce iki tarafta haklıdır çünkü heri iki tarafında delilleri kuvetlidir ve doğrudur. hal böyle olunca orta yolu bulmak gerekir. o da şudur Kişi haline bakmalı eğer şeriate göre zengin ise Allah ve Rasulunün emrine ve nehyine kulak vermeli adımını ona göre atmalı Allahın kendine bahşettiği bu nimetlere karşı şükretmeli yeterince hayır hasenatını yapmalıdır. Eğer kişi şeriate göre fakir ise harama sapmadan yaşamını sürdürmeye çalışmalı, isyan etmemeli ve başkasının malına göz dikmemelidir. Allahın takdir ve taksimine razı olamlıdır. Bu durumda her ikisi de karlı çıkacaktır. Doğrusunu Allah bilir.
Kardeşlerim konumuza dönecek olursak diğer hususlara da en az bu kadar titiz davranmalıyız ki Rabbimizin bizlere verdiği emanetleri gereğince korumuş olalım ve Ahirette hesabımız kolay osun üstelik ahiretteki hesap kabir sualine hiç benzemez. Eğer bu dört suale ve Rabbimizin soracağı diğer suallere menfi cevap veremezsek hesabımız hiç de kolay olmayacaktır Hesap verme süresi uzadıkça uzayacak; aylar, yıllar hatta asırlarca sürebilecektir. Bazı mümin kardeşlerimiz sorgusuz sualsiz cennete giderken biz hesap yerinde tabiri caiz ise "mıh" gibi çakılıp kalacağız Yaradanımıza karşı diyecek bir tek sözümüz olmayacaktır olamaz da sadece Onun affı mağfiretini boyun eğerek beklemekten başka.
Can dostlarım hayat beleş, cennet kolayca girilecek yer değil. Yüce Yaradanımız bizden say-i gayret istiyor, kendisine kulluk etmemizi istiyor,başkalarına maddi ve manevi yardım etmemizi istiyor ve dahası mal ve can emanetini aldığımız gibi tertemiz teslim etmemizi istiyor.Bu Rabbizin bizim üzerimizdeki hakkıdır çünkü Yüce yaratıcımız Allah Celle Celalühü bizi diğer canlılardan ve bütün mevcudattan üstün kılmış işte biz bu üstünlük sayesinde sorumluluk altına girmişiz.Mesala insan ve cinler haricindeki canlılara sorgu sual yok çünkü onlara kâinata hükmedecek meziyetler verilmemiş bunun için ne sorgu var ne sual İnsn cin ve melekler hariç diğer bütün canlılar yok olup gidecekler. bu mesuliyeti üslenenler ebedi yaşayacak tabi ki emenete riayet ederse mükafatı var emaneti korumadı ise cezası var. Allah azimüşan İlahi fermanı olan kuranı keriminde bu gerçeği açıklamak üzere buyuruyor ki:“Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik. Onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O cidden çok zalim, çok cahil bulunuyor Ahzab Sûresi, 72 ayet. Bu ayette geçen emaneten kasıt yukarıda da bahsedildiği üzere insan Allahın kendine başettiği üstün vasıfları sayesinde diğer canlılardan ayrılır ve bu nedenle dir ki yeryüzünde Allahın halifesi olma vasfına sahiptir yani emanet: Yeryüzünde Allahın emir ve hükmünü yürütme görevidir.ve insanın emrine verilen herşey birer emanettir ve dahi emanet din-i mübindir (İslam ) insan işte böylesine önemli ve ağır bir yük yüklenmiştir.
Kardeşlerim ahirette bu dört suale ve sorulacak diğer suallere herkez kendisi haline göre cevap verecekdir.Biz sadece ilerde başımaıza gelebilecek olanı yani efendimizin ümmetine uyarısını anlatmaya hatırlatmaya çalıştık umuyoruz ki fayda sağlar Allah cümlemizin hesabını kolay eylesin hatta biz kullarınıda sorgusuz süalsiz cennet giren ve Cemaliyle müşerref olanlardan eylesin. Amin
Dostlarım hayatımız boyunca her konuda göz önünde bulundurmamız gereken bir düsturu tekrar hatırlatmak istiyor ve diyorum ki Mevlamıza olan kulluk vazifemizi yaparken bu vazifeyi gazab-ı illahiden korktuğumuz için değil bilakis onun sevdiğimiz için yapalım. Herşeyden ve herkesten önce onun sevilmeye layik olduğunu aklımızdan hiç çıkarmayalım Onu sevdiğimizi ispat edebilmek için de Kuranda ne varsa, kainatın efendisinin sünneti saniyesi nasıl ve ne şekilde ise gücümüz yettiği oranda sabırla ve üstün gayret sarfederek öğrenelim, yaşayalım, yaşatmaya çalışalım. Önce kendimiz yapalım imanlı kardeşlerimize hakkı ve hakikati tevsiye edelim böyle yaparsak bundan emin olun ki iki cihanda rahat ederiz. Biziznillahi taala hiç bir şey bize zarar veremez. Allaha emanet olunuz..Rabbim bizleri sualları kolay olan kullarından eylesin inşallah aminnnn ecmainnnnn selam ve dua ile Hacegan.....

Bu mesaj için Hacegan__ adlı kullanıcıya teşekkür edenler: 5
paradist (Çar Nis 04, 2012 1:36 pm) • O1can__ (Sal Nis 03, 2012 2:18 pm) • Koray (Pts Nis 02, 2012 4:03 pm) • ceyko5454 (Pts Nis 02, 2012 3:17 pm) • Asri_Saadet (Pts Nis 02, 2012 12:19 pm)
Değerlendirme: 20%
 

Hacegan__
Yetkili
 
İleti: 726
Kayıt: Per Oca 12, 2012 1:23 am
Ettiği teşekkür: 711
Aldığı teşekkür: 1451

Re: DÖRT SORU.....

İleti paradist » Çar Nis 04, 2012 1:37 pm

Abiciğimmmm ne kadar güzel bir konu emeğine yüreğine kalemine sağlıkkkkkk.

Bu mesaj için paradist adlı kullanıcıya teşekkür eden:
Hacegan__ (Per Nis 05, 2012 1:50 pm)
Değerlendirme: 4%
 

paradist
 
İleti: 105
Kayıt: Per Oca 12, 2012 1:23 am
Ettiği teşekkür: 188
Aldığı teşekkür: 82

Re: DÖRT SORU.....

İleti Hacegan__ » Per Nis 05, 2012 1:50 pm

Teşekkür ederim kardeşim sağol.

Hacegan__
Yetkili
 
İleti: 726
Kayıt: Per Oca 12, 2012 1:23 am
Ettiği teşekkür: 711
Aldığı teşekkür: 1451


Dini Konular

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

cron