320 sonuç bulundu

Geri dön

Sanalkahve Forum yenilendi

Merhaba sanalkahve yönetim olarak site forumumuzu yenilemiş bulunmaktayız hafta içi yenilikler devam edecek umarım beğenirsiniz..
Admin
Pzr Oca 22, 2012 8:00 pm
 
Foruma git
Konuya git

Kurallar

Site kuralları Almira admin tarafından belirlenecektir.
Admin
Cum Oca 20, 2012 2:51 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: Sanalkahve Forum yenilendi

slm cengız bey gercekten gzl olmuş emeğinıze sağlık
Ceren
Pts Oca 23, 2012 8:35 am
 
Foruma git
Konuya git

Re: Sanalkahve Forum yenilendi

Forum süper olmuş emeğine yüreğineze sağlık.
Hacegan__
Pts Oca 23, 2012 6:58 am
 
Foruma git
Konuya git

Re: Sanalkahve Forum yenilendi

guselmis birde su adminin profilindeki ördek"te guselmis :))))))))))))))))))))))))))))
seher23
Pts Oca 23, 2012 3:52 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: Sanalkahve Forum yenilendi

arakadaşlık gönderdim niye kabul etmemişsin )))) bekliyorum
Koray
Pts Oca 23, 2012 8:39 pm
 
Foruma git
Konuya git

hayırlı olsun

forum köşesi yenilikleri çok güzel ve kullanışlı ancak 101 oyunuda bir an önce faaliyete geçerse dahada sevinicez.....
Er_kin_
Pts Oca 23, 2012 6:26 pm
 
Foruma git
Konuya git

NEDİR BU SOZDE ERMENİ SOYKIRIMI?

Evet sevgili Sanalkahve dostları..! Yine gündeme gelen, durmadan pişirilip pişirilip önümüze konulan Ermeni soykırım iddiaları hakkında birkaç lakırdıtı da biz yapalım, birkaç satırda biz yazalım dedik. Nedir, ne değildir bu iddialar ? Buz dağının su altında kalan görünmeyen kısmını biraz görelim, gösterelim istedik... Gerçi tarihi ve siyasi olarak çok derin ve uzun bir konuyu, öyle üç beş sayfada anlatmak, irdelemek mümkün değil ama en azından dikkat çekelim, birkaç damla yürek suyuda biz dökelim dedik. Şimdiden sürç-ü lisan eder isek affola.

Bilindiği üzere Ermeni tehcirinin “soykırım” olduğunu daha önce kabul eden Fransa, bu sefer bir adım daha ileriye giderek ; Fransa meclisinde yapılan oylamada “soykırım”ın inkarının suç sayılması için ceza verilmesi yönündeki yasa teklifini kabul etti. ”Ermeni soykırımı yoktur” diyenler cezalandırılacak. Ayrıca Ermeni derneklerine dava açma hakkı veren yasa teklifi de kabul edildi. Yasaya göre, “soykırımı” inkar edenlere bir yıl hapis cezası ve 45 bin Euro para cezası verilecek. Unutulmasin ki Fransa, sözde “Ermeni soykırımı”nı 2001 yılında resmen kabul etmişti. Bugün kabul ettirmeye çalıştıkları yasa teklifini daha önceleride geçirmek istemişlerdi. Fransa meclisi, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkarının suç sayılmasını öngören bir yasa teklifini zaten 2006 yılında onaylamıştı. Ancak o zaman Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, menfaatleri gereği bu teklifin senatoya gelmesini engellediği için teklif yasalaşmamıştı.

Diğer yandan demokrasinin adresi olarak gösterilen ülkelerden bir olan Fransızların meclisinde komedi gibi bir oylama var. Oylama sırasında salonda yaklaşık 50 vekil bulunuyordu. Bu da 577 üyeli meclisin yüzde 10′una bile denk gelmiyor. Peki şimdi ne olacak ? Bu komedinin sonraki perdelerinde neler sahnelenecek ? Normal prosedür şu ; Meclisten geçen yasa tasarısı, şimdi senatoya gönderilecek. Tasarı senatoya geldiğinde “değişiklik önergesi verilmeden” geçerse yasalaşabilecek. Değişiklik önergesi verilirse yeniden ulusal mecliste ele alınacak. Parlamento, yasayı görüştüğü akşam, 9 Ocak’a kadar sürecek Noel tatiline girecek. Bu tarihte parlamentodan geçen yasa senatoya sevk edilecek. Cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle her iki meclis de 22 Şubat’ta yeniden tatile girecek. Yasa bu tarihe kadar yetişmezse geçersiz kalacak. Umarız yetişmez...

Fransa soykırım yasasını kabul etmiş, edecekmiş ! Bir panik, bir seferberlik ! Yahu zaten kaç yıldır fiilen uygulanmıyor muydu bu iddia ettikleri şeyler ? 20 den fazla ülke zaten kabul etmedimi sözde “soykırım” iddialarını. Hatta İsviçre’de 2003-2007 yılları arasında yaşanan 3 olayda hapis ve para cezası bile verilmedimi “soykırım yoktur” diyen vatandaşlarımıza. Ermeni diasporasının en güçlü olduğu Arjantin’de 10 a yakın “ soykırım anıtı” dikilmedi mi meydanlara, ne çabuk unuttuk !! Uruguay’da 24 Nisanda televizyon ve radyoların yayın akışlarının bir bölümünü, kanunen zorunlu olarak sözde soykırım programlarına ayırmak zorunda olduğunu biliyormuydunuz ? Ya Arjantin’de okul müfredatlarında sözde "soykırım" konusunun yer aldığını !! Daha bir sürü örnek var ama uzatmayalım… Bakın şimdiye kadar hangi ülkeler, hangi yıllarda bu iddiaları kaç kez kabul edip geçirmişler parlamentolarından ! Detaya girmeden sadece isimlerini vererek geçiyoruz... İşte Buyrun ;

Uruguay (1965, 2004, 2005), Güney Kıbrıs Rum kesimi (1982), Arjantin (1993, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007), Rusya (1995, 2005), Kanada (1996, 2000, 2004), Yunanistan (1996), Lübnan (1997, 2000), Belçika (1998), İtalya (2000), Vatikan (2000), Fransa (2001), İsviçre (2003), Slovakya (2004), Hollanda (2004), Polonya (2005), Almanya (2005), Venezuela (2005), Litvanya (2005), Şili (2007).

Tüm bu ülkelere ek olarak bakın daha kimler var ;

*Avrupa Parlamentosu ; 18 Haziran 1987’ de aldığı kararla, 1915-1917 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun toprakları üzerinde yaşayan Ermenilerin karşılaştığı trajik olayların BM’nin insanlığa karşı işlenen suçlarla ilgili 1948 tarihli kararı uyarınca "soykırım" tanımına uyduğunu bildirdi.
*Mercosur Parlamentosu ; Güney Amerika ticaret örgütü MERCOSUR’un 19 Kasım 2007 tarihindeki parlamenterler toplantısında, "Ermeni soykırımı" kınandı ve tanımayan ülkelere tanıma çağrısı yapıldı. O dönemde MERCOSUR’ a Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay üyeydi.
*Galler ; Galler Başbakanı Carwyn Jones, 29 Ocak 2010’ da Holokost’u anma günü için düzenlenen törenler sırasında sözde "Ermeni soykırımını" tanıdığını açıkladı. Büyük Britanya’ya bağlı dört ülkeden biri olan Galler hükümeti 2002 yılında sözde Ermeni soykırımını resmen tanımıştı.
*Kuzey İrlanda – İskoçya ; Birleşik Krallık Parlamentosu’nda İskoçya ve Kuzey İrlanda milletvekillerinin büyük çoğunluğu 16 Ocak 2010’daki oylamada "Ermeni Soykırımı"nı tanıdı.
Katalunya Özerk Bölgesi ; İspanya’daki özerk Katalunya bölgesinin parlamentosu, Mart 2010’da onayladığı bir kararla, Ermeni iddialarını kabul etti.
*ABD ; ABD’de şu ana kadar Ermeni iddialarını tanıyan sayısız yasa tasarısı Kongre’ye sunulmuş olsa da süreci tamamlayarak yasalaşmayı başaran olmadı. ABD’nin eski Başkanı Ronald Reagan, şu ana kadar başkanlığı sırasında 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanımlayan ilk ve tek başkan. ABD’de özel statüye sahip başkent District of Columbia’yla birlikte sayısı 51 olan eyaletlerin 42’ si ise iddiaları tanımış durumda. Son olarak 7 Nisan 2009’ da Hawaii eyaleti iddiaları tanıdı.
Eh artık ! sırada Mars, Jüpiter, Venüs parlamentosu falan vardır herhalde...

Nedir bu Ermeni meselesi adı altında tezgahlananlar ? Nedir bu adamların dertleri ? Gelin isterseniz tarihin arka bahçesinde birazcık dolaşalım, ne dersiniz .!!

Osmanlı Devleti zayıflamaya başlayıp, hemen her konuda Avrupa’nın müdahalesine maruz kalınca, Türk - Ermeni ilişkilerinde de bir bozulma devri başlamıştır. Batılı ülkeler Osmanlı Devleti’ni bölerek bölgesel çıkarlarına ulaşabilmek için Ermenileri Türk toplumundan koparmayı hedeflemişlerdir. Özellikle Avrupa’nın bazı büyük devletleri "ıslahat" adı altında bir yandan Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışırken, bir yandan da Ermenileri, Osmanlı yönetimine karşı teşkilatlandırmışlardır. Böylece ülke içinde ve dışında teşkilatlanan ve silahlanan Ermeni komiteleri ile Ermeni Kiliseleri’nin kışkırtıcı faaliyetleri sonucunda, Batılıların özellikle misyoner din adamı kisvesinde, Osmanlı devleti içine soktuğu provokatörlerin faaliyetleriyle Ermeniler ; dini, kültürel, ticari, sosyal ve siyasi açılardan Türk toplumundan uzaklaştırılmıştır.

Islahat Fermanı ile Müslümanlar ve Gayr-i Müslimler eşit statüye getirilince ayrıcalıklarını kaybeden Ermeniler, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda, Rusya’dan "işgal ettiği Doğu Anadolu topraklarından çekilmemesini, bölgeye özerklik verilmesini veya Ermeniler lehine ıslahat yapılmasını" talep etmişlerdir. Bu isteklerle birlikte Ermeni sorunu ilk kez ortaya çıkmaya ve uluslararası bir şekil almaya başlamıştır.

1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından imzalanan Ayastefanos Anlaşması’nın Osmanlı Devleti’nce kabullenilmek zorunda kalınan 16. maddesi şöyledir ;
"Ermenistan’dan Rusya askerinin istilası altında bulunup Osmanlı Devleti’ne verilmesi gereken yerlerin boşaltılması oralarda iki devletin dostane ilişkilerinde zararlı karışıklıklara yol açabileceğinden, Osmanlı Devleti Ermenilerin barındığı eyaletlerde mahalli menfaatlerin gerektirdiği ıslahat ve düzenlemeyi vakit kaybetmeksizin yapmayı ve Ermenilerin Kürtlere ve Çerkezlere karşı güvenliklerini sağlamayı garanti eder".

Anlaşmanın bu hükmü, "Ermeni Sorunu"nun tarihte ilk kez bir uluslararası belgeye yansıması ve "Ermenistan" diye bir bölgenin varlığından söz edilmesi yönünden büyük önem taşımaktadır.

1878 yılında toplanan Berlin Kongresi sonucunda imzalanan Berlin Antlaşması’nın 61. maddesi de Ayastefanos Anlaşması’nın 16. maddesi yerine şu hükmü getirmiştir ;

"Osmanlı Hükümeti, halkı Ermeni olan eyaletlerde mahalli ihtiyaçların gerektirdiği ıslahatı yapmayı ve Ermenilerin Çerkez ve Kürtlere karşı huzur ve güvenliklerini garanti etmeyi taahhüt eder ve bu konuda alınacak tedbirleri devletlere bildireceğinden, bu devletler söz konusu tedbirlerin uygulanmasını gözeteceklerdir".
Berlin Antlaşması’nın bu hükmü ile Türk-Ermeni ilişkilerine yabancı güçlerin müdahale edebilmesi hakkı tanınmış olmaktadır.

Böylece Ermeniler, Ruslar ve İngilizler tarafından kullanılmaya başlanmış ve İngiltere’nin elinde Rus yayılmacılığına karşı bir ileri karakol vazifesi görmüşlerdir. İngiltere ve Rusya tarafından tarih sahnesine sunulan Ermeni Sorunu, aslında emperyalizmin Osmanlı Devleti’ni yıkma ve paylaşma politikasının bir uzantısıdır. Sözde Ermeni soykırımı iddiaları ve yalanları da işte bu politikanın propaganda ürünüdür ..!

1915 yılında "Tehcir" yani yer değiştirme uygulaması Ermeni çevreleri ve hasım devletlerce "Ermeni katliamı ve soykırımı" olarak adlandırılmış ve Osmanlılara karşı büyük bir propaganda kampanyası başlatılmıştır. Oysa soykırım ; “ırk, milliyet, etnik ve din farklılıkları nedeniyle insan gruplarının yok edilmesi”dir. Soykırım dendiği zaman Nazilerin, Yahudilere ve diğer etnik gruplara karşı giriştikleri kitlesel kıyım akla gelir. 1939-1945 yılları arasında 5-6 milyon Yahudi, 3 milyondan fazla Sovyet savaş tutsağı, birer milyondan fazla Polonya ve Yugoslavya sivil halkı, 200.000 civarında Çingene ve 70.000 özürlü insanın canına kıyılmıştır. İşte soykırım budur..!

Bunlara ilave olarak, Birleşmiş Milletler’in önleyici yönde sözleşmesi olmasına rağmen, modern çağda da sayısız soykırım olayı görülmüştür.

Örneğin, bizzat olayın kahramanı 2 emekli Fransız generalin Le Monde’da yayınlanan itiraflarına göre ; Fransızlar 1954-1962 yılları arasında Cezayir’de en az 1 milyon Cezayirliyi katletmiş, 1965-1966 yıllarında Endonezya ordusu bir milyon komünisti ve ailelerini öldürmüş, 1975-1979 yılları arasında Kamboçya’da Kızıl Kmerler 1.7 milyon Kamboçyalı’yı katletmiş, 1994’ de Ruanda’da 500 Bin Tutsi, Hutular tarafından öldürülmüş ve nihayet 1991’ den sonra Bosna-Hersek ile Kosova’da on binlerce Müslüman Sırp vahşetine maruz kalmıştır.

Soykırım suçu, gerçek anlamda bu olaylarda işlenmiştir. Ermeni iddialarının ve yalanlarının aksine, 1915 yılında Doğu Anadolu bölgesindeki Ermenilerin daha güvenli topraklara göç ettirilmesi uygulaması, Ermenilerin ve cephelerin güvenliğini sağlamaya yönelik bir harekettir ve soykırımla hiç bir ilgisi yoktur. Ermenilerin Doğu Anadolu’da savaş ve göç sırasında kayıplar verdikleri doğrudur. Ancak bu kayıplar, Doğu Anadolu’da yaşanan savaş ve isyanlar nedeniyle asayişin sağlıklı olarak sağlanamaması, araç, yakıt, gıda, ilaç yetersizliği, ağır iklim koşulları ile tifüs gibi salgın hastalıklar nedeniyle meydana gelmiştir. Hiçbir şekilde kasıtlı ve planlı bir katliam söz konusu değildir.

Aslında Ermeniler, geçmişte hakimiyeti altında yaşadıkları devletlere ihanetlerinden dolayı bir çok kez buna benzer göç hareketlerine tabi tutulmuşlardır. Sasaniler 379’ larda 70.000 Ermeni’yi İran’a, Bizanslılar 1025’ lerde Doğu Anadolu’daki 40.000 Ermeni’yi Sivas ve Kayseri’ye, Memluklar 1250’ lerde 10.000 kadar Ermeni’yi Mısır’a, 1743’ de İranlılar 24.000 Ermeni’yi İran içlerine ve 1777’ de Kırım’ı işgal eden Ruslar bölgedeki binlerce Ermeniyi steplere sürmüştür.

Geçmişte Osmanlı devleti, bugün de Türkiye, bu jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı çeşitli entrikaların çevrildiği bir alan olmuştur. Osmanlı devletini parçalayarak tarih sahnesinden silmek isteyen sömürgeci devletler, bu entrikalarında yüzlerce yıldır Türklerle dostça yaşayan Ermenileri kullanmışlardır. Tarihte olduğu gibi günümüzde de, Ermeni toplumu üzerinden siyasi ve ekonomik çıkar sağlamaya çalışan ülkeler bulunmaktadır. Gerçekte tarihçilere bırakılması gereken bu konular, maalesef siyasetçilerin elinde çıkar aracı haline dönüştürülmektedir.

Tarih boyunca Romalılar, Persler ve Bizanslılar tarafından Anadolu’nun bir yerinden diğerine sürülen, savaşlara itilen ve çoğu kez üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören Ermeniler, Türklerin Anadolu’ya girişlerinden sonra Türklüğün adil, insani, hoşgörülü, birleştirici anlayış ve inancından yararlanmışlardır. Bu ilişkilerin gelişme ve doruğa ulaşma çağı olan 19. Yüzyıl sonlarına kadar süren devir, “Ermenilerin altın çağı” olmuştur. Osmanlı devletinin çalışan, liyakatli, dürüst ve becerili her vatandaşına sağladığı imkanlardan gayr-i müslimler içinde en çok faydalananlar Ermeniler olmuştur. Askerlikten, kısmen de vergiden muaf tutulurken, ticarette, zanaatta, çiftçilikte ve idari işlerde yükselme fırsatını elde etmişler ve devlete bağlı, milletle kaynaşmış ve anlaşmış olduklarından dolayı "millet-i sadıka” olarak kabul edilmişlerdir. Bu çerçevede Türkçe konuşan, ayinlerini bile Türkçe yapan bu topluluktan devlet kademelerinde önemli görevlere yükselenler, hatta Bayındırlık, Bahriye, Hariciye, Maliye, Hazine, Posta-Telgraf, Darphane Bakanlıkları, Müsteşarlıkları yapanlar olmuştur.

Osmanlı devleti, Birinci Dünya Savaşı içinde, Ermeni isyanının yoğun olduğu Doğu Anadolu’da, bir yandan cephede Rus ordularıyla ve Rusların yanında yer almış olan Ermeni kuvvetleriyle savaşmak zorunda kalmıştı. Diğer yandan da cephe gerisinde Türkleri katleden, Türk köy ve kasabalarını yakıp yıkan, ordunun ikmal tesislerine ve konvoylarına saldıran Ermeni çeteleri ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. Anadolu dışında kurulan Hınçak, Taşnak, Ramgavar, Hınçak İhtilal Komitesi, Silahlılar Cemiyeti, Ermenistan’a Doğru Cemiyeti, Genç Ermenistan Cemiyeti, İttihat ve Halas Cemiyeti ve Karahaç Cemiyeti gibi örgütler, halkı silahlı ayaklanmaya sevk etmişlerdir.

Ayrıca Osmanlı hem cephede hem de cephe gerisinde savaşmak durumunda bırakılmasına rağmen, 9-10 ay, cephe gerisindeki önemli tehlikeyi “mahalli tedbirlerle” çözüme ulaştırmaya çalışmıştır. Bu arada, 24 Nisan 1915’te, cephe gerisinde faaliyette bulunan Ermeni komitecilerine yönelik bir operasyon yapmış ve vatana ihanet eden 2345 komiteciyi tutuklamıştır.

Komitecilerin dışında özellikle Rus sınırına yakın bölgelerdeki Ermeni halkın da devlete isyan halinde olduğunu görünce, son çareye başvurmuş ve bölgedeki Ermenilerden sadece isyan hareketine karışanları savaş bölgesinden alıp, ülkenin emniyetli bölgelerine “sevk ve iskâna”, o dönemdeki ifadesiyle “tehcir”e tabi tutmuştur. Ermenistan ile bir takım siyasi ve ekonomik çıkarlar için Ermenileri kullanan bazı devletler, yer değiştirme uygulamasını ve 24 Nisan’daki tutuklamaları bir “soykırım” gibi göstermek ve dünya kamuoyunu bu konuda ikna etmek için yoğun bir propaganda faaliyetine girişmişlerdir.

Bütün bu gerçeklere rağmen, sözde soykırım iddialarını gündemde tutmak için olağanüstü gayret sarf eden Ermeni komiteleri, terör eylemlerine yönelmişlerdir. 1965’ ten sonra, çeşitli ülkelerdeki Ermenilerin, Türkiye aleyhine başlattıkları karalama kampanyasıyla dünya ve Türkiye kamuoyunda varlığını hissettiren sözde Ermeni Sorunu, 1970’ li yıllardan itibaren yurtdışındaki Türk temsilciliklerine yönelik terör eylemlerine dönüşmüştür.

27 Ocak 1973’ de ABD’nin Santa Barbara kentinde, Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ile Konsolos Bahadır Demir’i katletmesiyle başlayan Ermeni Terörü, 1975’den itibaren 1915 öncesinde olduğu gibi Örgütlü bir yapıya bürünmüştür. 1983 yılına kadar Ermeni teröristler, 21 ülkenin 38 kentinde, 39’ u silahlı, 70’ i bombalı, biri de işgal şeklinde olmak üzere toplam 110 terör olayı gerçekleştirmişlerdir. Bu saldırılarda 42 diplomatımız ile 4 yabancı hayatını kaybederken, 15 Türk ve 66 yabancı uyruklu kişi de yaralanmıştır.

Ermeni terör örgütleri, dış dünyanın tepkileri üzerine 1980’ li yıllarda taktik değiştirerek, PKK terör örgütü ile işbirliğine girmişlerdir. 1984 yılında PKK sahneye çıkarılmış ve Asala-Ermeni terörü geri plâna çekilmiştir. Belgeler, Bekaa ve Zeli kamplarında ASALA ile PKK militanlarının birlikte eğitim gördüklerini ortaya koymuştur.

Ermeni komiteleri, sözde iddialarını Ermenistan devletinin açık desteği ve Ermeni Diasporası aracılığıyla sürdürmeye devam etmektedirler. Amaçları, sözde iddialarını tüm dünyaya “Tanıtmak”, Türkiye’yi bu temelsiz iddiaları “Tanımak” zorunda bırakmak, sözde soykırımdan dolayı Türkiye’den "Tazminat" ve "Toprak" almak ve "Büyük Ermenistan" rüyasını gerçekleştirmektir.

Buraya Dikkat !! 1915 deki sözde “Soykırım" iddialarının 100. yılına 3 yıl var. Dediğimiz gibi hedef "3T" idi ; Yani “Tanıma”, “Tazminat”, “Toprak”... Soykırım iftirasını “Tanıtmayı” AB üstlenmiş, "Tazminatı" ABD... "Toprak" için zaten Lübnan’da emlak ve tapu ofisleri harıl harıl çalışıyor… Haydi hayırlısı ! Biz halen cumhurbaşkanlığının görev süresini tartışalım, açlıktan değil ama gafletten yürekleri kokan birçok milletvekillerinin az buldukları maaşlarını konuşup duralım…

Peki şimdi gelelim bam teline... Aklınız neredeydi diye, şimdi sormak lazım birilerine ;

-2007’de dönemin Ermenistan Dışişleri Bakanı Oskanyan ; "Sınırların açılması ve diplomatik
ilişki kurulması konusunda cumhurbaşkanınız, bizimle aynı düşünüyor" iddiasında
bulunduğunda,
-Cumhurbaşkanımızınl Erivan’a gidip "Ermeni jargonunun değiştiğini" açıkladığında,
-Ermeni protokolleri imzalandığında,
-Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan’ın ; "Er ya da geç soykırım anıtı önünde diz
çökecek Türk liderler olacak" sözlerini sükunetle karşıladığınızda,
-Sarkisyan’ın Hocalı katliamına bizzat katıldığını Meclis Başkanı Çiçek’in ağzından
duyurduğunuz halde Hocalı için Meclis’te "soykırım" kararı almayı düşünmediğinizde,
-Mahkemelerdeki davalar devam ettiği halde siyasi talimatla "azınlık mülklerini" iade ettirip
bu mülkler konusunda en önemli otorite olan Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel
Müdürlüğü’nü kapattırdığınızda,
-Obama Çankaya Köşkü’nde: "Soykırım konusunda görüşlerim değişmedi" dediğinde,
-Obama’nın "ilk uluslararası diplomatik çabasında başarısızlığa uğramaması" gerekçesiyle
Fransa’nın, NATO’nun askeri kanadına dönüşünü veto etmediğinizde,
-Sarkozy "Haçlı seferi" deyip Libya’ya saldırdığında, siz de buna NATO vizesi verdiğinizde,
-İngilizler Libya’ya gidip tüm arşivine el koyduktan sonra Kaddafi’nin vahşice linçine
seyirci kaldığınızda,
-Geçen yıl Baskın Oran’ın Paris’te yaşayan kızının adaylığı ; "Soykırım yapılmıştır"
demediği için engellenirken ona sahip çıkmadığınızda,
-ABD’de açılan tazminat davalarında Ziraat Bankası ve Merkez Bankası’na gönderilen
tebligatları aldığınızda,
-ABD’deki Ermeni örgütü, Dışişleri Bakanı Clinton’a mektup yazıp, "müze yapılan
eserlerinin iadesini" istediğinde Clinton’un: "Türkiye’ye baskı yapıyoruz" demesine ve
Temsilciler Meclisi’nin "gizli soykırım" tasarısını kabul etmesine sessiz kaldığınızda,
-Dersim için "özür" dileyince AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Füle’den gelen ; "Mazinin
sıkıntılı meselelerini çözmeye yönelik bütün teşebbüsleri memnuniyetle karşılıyoruz"
mesajını anlamazdan geldiğinizde,
-Birkaç ay önce ABD’den gelen bir grup Ermeni işadamının İstanbul’dan sonra Diyarbakır
ve Van’a gidişinde hiç bir art niyet aramadığınızda,
-Diyarbakır’da bulunan Orta Doğu’nun en büyük Ermeni kilisesinin Osman Baydemir’in mali
katkıları ile onarımına başlanmasını, dahası minarelerden yüksek olduğu için yıktırılan
kulesinin aslına uygun yaptırılmasını alkışladığınızda,
-Ahdamar adasındaki ermeni kilisesi restore edilip senenin belli bir günü ayine açılmasına
izin verdiğinizde,
-"Azınlık mallarının" bir kanun hükmünde kararname ile iadesine karar verildiğinde
Lübnan’daki Kilikya Yüksek Makamı Katolikosu I. Aram’ın, Başbakan Erdoğan’a mektup
yazmasının başlı başına ne kadar önemli olduğunu anlamadığınızda,
-Sadece bir kaç ay önce Fransa Dışişleri Bakanı Lüppe’yle "komisyon kurulması" onayı
vererek, kuzuyu kurda teslim ettiğinizde,

Aklınız Neredeydi Acaba ..!! Soruyoruz o birilerine, söyleyin neredeydi Aklınız ..!!


Soykırım görmek isteyen gitsin Fransa’nın Cezayir’de, Ruanda’da yaptıkları baksın önce !! Adam gitmiş sömürmüş, asmış, kesmiş, yıkmış, işgal etmiş... Birde bize ithamda bulunuyor utanmadan..! Biz bir yeri mi işgâl ettik ? Gidip birilerinin kanlarınımı emdik ? Tam tersine topraklarımızda sırtımızdan vurulduk, isyana, katliamlara maruz kaldık..! Atalarımız ne güzel söylemiş “Ayıdan post gavurdan dost olmaz” diye. Birde Boykot yapalım diyorlar ! Bu saatten sonra Fransız malını boykot etsek ne olur, etmesek ne olur !? Yabancı sermaye gelsin diye bu ülkelerin masalarında konsamatrislik yaparken aklınız neredeydi ? Şimdi ülkemizde 100’e yakın markası ve firmasıyla onbinlerce vatandaşımızın çalıştığı Fransız gavurunun şirketlerini, mallarını boykot etsek kaç yazar ! Adamlar bunu hesap etmemişlermidir sanıyorsunuz. Biliyorlar nasılsa bir ay sonra hiç kimsenin umrunda bile olmayacak, her şey eskisi gibi devam edecek. Nerden bulacaklar böyle uyuşturulmuş, büyük bir kısmı hilkat garibesi olmuş bir toplumu... Ha ! bana sorarsanız değil Fransız malına, ismine bile ambargo koyalım derim, ama duygusallığa yer yok bu işlerde, olmamalı da zaten. Attığımız taş ürküteceğimiz Fransız kurbağasına deymeli, yoksa biz bu filmi daha evvelde çok gördük... Bu iş daha çok başımızı ağrıtacağa benziyor.! 130-140 senelik bu meselenin öyle 3-5 boykotla, misillemeyle çözülemeyeceğini herkes bilsin ! Keşke çözülebilse... Ama yinede gönlümüz karınca misali safımızı belli etmekten yana. Yani her türlü boykota tabiki varız. Vatandaş olarak elimizden gelen bu şimdilik. İş bu ülkeyi yönetmeye soyunanlarda. Hani Abdülhamit’in dediği gibi " Tarih tekerrür etmez, hatalar tekerrür eder." Umarım hatalarımızdan ders alır, yapılması gerekenleri yaparız bir an önce...

Sözün özü kısaca Ermeni sorununa bir parmakda biz atalım dedik. Nedir, ne değildir diye kısaca bulup buluşturup paylaşmak istedik. Nacizane çözüm önerilerimizde var elbette, ama bunuda bu işe talip olanlar dile getirsin artık. Yoksa düşünün bir kere ; Dünyadaki 200 ülkede, neredeyse Türk vatandaşının olmadığı bir ülke yok. Sadece Avrupada 5 milyonun üzerinde Türk vatandaşı var. Bizde kuralım bir "Türk Diasporası", olmaz mı..? Olamaz mı ? Çok mu zor yani..!! 3 milyonluk Ermenistan kadar olamaz mıyız sizce... Neyse !! Umarım hassasiyetleri olan yüreklere dokunmuşuzdur da, bir faydamız olmuştur... İktidarı, gücü elinde bulunduranlar da, umarım nasıl bir ateşle oynadıklarının ve nasıl bir vebal altında olduklarının farkındadırlar. Ve umarım gerekli ciddiyeti gösterip gerekenleri de yaparlar.. ama Adam gibi...
Evet sevgili dostlar ! Gönül gözünüz açık, yüreğiniz tetikte olsun. Kalın Sağlıcakla...

Sevgi ve Saygılarımla,Hacegan...
Hacegan__
Pts Oca 23, 2012 7:18 am
 
Foruma git
Konuya git

Re: NEDİR BU SOZDE ERMENİ SOYKIRIMI?

[b][/b] Hacegan emeklerine sağlık paylaşım için tşkler[color=#000080][/color]
efe_19
Pts Oca 23, 2012 3:48 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: NEDİR BU SOZDE ERMENİ SOYKIRIMI?

Ermenilerde bilmiyor kendi pisliklerini kapatmaya çalışıyorlar dert bu tüm avrupa devletleri geçmişte yaptıkları pislikleri kapatmak için bak sizde soykırım yaptınız diyebilmek için Türkiye bu çamur atılmaya kalkışılıyor ermeniler köyleri terkederken o kadar cana kıydı bu ne demek oluyor onlara sormak lazım.
Admin
Pts Oca 23, 2012 8:04 pm
 
Foruma git
Konuya git

MERHABA....

Bir avuç gözyaşı ile geldim gönül türabına, senden habersizdim yıllar yılı..Yokladım kendimce ne ekersin belli ettin kendini dilinle. Aslında ister gül dik, istersen diken…Gönlümü yokladım razıydı; senden de, senden gelenden de…


Nice vakit gecelerimi, günün pençesine takıp; karanlıkları savurdum verdiklerinin aydınlığında. Kahırları uyuttum hep gölgende. Kah uzak kaldık, Kah yakın…Kah gurbetteydik, kah vuslatta…Kah özlemle kavrulduk, kah gözlerimizi zamanın acımasız geçişleri arasında birbirine değdirdik…
Gurbet; acı meyveli mevsim… Üzer insanı, üzer de ; bir o kadar da gönülleri yaklaştırır. Biz de gurbetimizde; kimi zaman üzüldük, kimi zaman da, gönülden gönüle yol bulmadık mı?

Ne günlerdi ardıma attığım, sana ilk anlattığım. O günler bir kasırgaydı kopan gönlümün ömür dediği vaktin hesabından ...Varlığım cisimsiz bir gölge, benliğim ise kendime pusuydu. Kaybetmiştim ruhumu “Aman” diyordum “Nerede unuttuysam unuttum, sakın bulmayın beni.”

Ta ki gözlerine değdiğim, bir de sesine dokunduğum o günden beri;

Aylardan belki Temmuz
Ya da Ağustos
Eriyorum ateşler içinde
Yangınlardayım…

Bakışların buluyor beni
Kendimi kaybediyorum.

Zaman geçiyor üzerimizden
Sözlerine değiyor sözlerim
Ve bir kavl dökülüyor dudaklarımdan
Ettiğim kavl üzre
Ben baştan ayağa sen oluyorum…

Nasıl geçti seninle yıllar; kâh bir ırmağın,kah bir rüzgârın hükmünde; bazen uçtum bazen estim öylece .

Oysa ömrümü hoyratça harcayıp peşinden koştuğum dünler gelince aklıma hayıflanırım hala. Yanarım kaybettiklerime, sana geç kalmışlığıma. Seninle öğrendim, yenilgilerimin tükenişim olmadığını. Ellerimden tuttun, gönlüme dayanak oldun; arkam oldun, önüm oldun, yolum oldun, pusulam oldun, sığınağım oldun, tüten ocağım oldun… Ve ben, sen de bir kez daha; yeniden doğdum..”MERHABA”

“Bir mumun ışığında titrerken rüzgâr
Uykusuz bir gecenin sabaha erdiği yerde
Sabah ezanlarının hoş sedasının duyulmasıyla
Çıkagelen ferah esinti;
Gözlerimde yaşı, yüreğimde acıları sildin
Karanlıkları devşiren yeni güne MERHABA…


Çöllerin ötesinden çıktım geldim
Tüm yorgunluğum sanadır
Ey aşkların en güzeli
Ey sürgünlüğümün sılası
Gözleri ile gülüp ağladığım
Umutlarıma haberci olan MERHABA…

İki kaşın arasından ortalayarak hayatı
Dikene örtü, güle rayiha olan yüzünde
Gamzelerine takılıp kalmışken gözlerim
Böyle kaç mevsim daha geçer bilemezken
Sana, sendeki bana MERHABA…..


Üstümü ört yıldızlar kayıyor gözlerimde
Gündüzlerine hasret kaldığım diyarım
Dilime sürdüğüm kelamlar yetersiz kalırken
Düşlerim satılıyor hayat pazarında
Elimde kalanlarıma, bendeki sana MERHABA…


Yüreğimde duam, gönül kelamım
Gökyüzü dolusu aguşumda yakarışım
Gözpınarlarımdan akan berrak suya ilişen gün ışığım
Dudaklarıma yerleşen engin tebessümüm
MERHABA…

İyi ki Merhaba demişim sana… Ne güzel ne sıcak kelimedir merhaba. Ah dost bilirsin sonunda toprak hepimize post! Ölüm gelip bulmadan üşümeden, hiçliğin yokluğun içinde, savrulup, kaybolmadan, iyi ki ısınmışız merhabalarla.

Dünleri anlatsam bitmez. Yarın meçhul bilinmez, en iyisi dünden kelamları bitirip, taşımadan yarına, gelmek gerek bu güne…

Sorarım; kendime de, sana da ; sevginin evveli, akşamı, öğünü, bu günü, ahiri, dünü var mı, olur mu hiç söyle? Olmaz diyorum katiyetle, ben anladım ki “Kal-u bela” dan beri sevmişim seni.

İstersen sözün içine “öz” koyalım. Bilirsin değil mi sen de? Özü olmayan söz; kuru laf, kalabalık..

Sözün özü şu ki ey sevgili; Ben seni Allah için; seni yaratanın hatrına sevdim…
Hacegan__
Pts Oca 23, 2012 2:43 pm
 
Foruma git
Konuya git

ÖRÜMCEK KAFALILARIN DÜŞÜNCELERİ......

Karanlık ve karmaşık ilişkilerle kurulmuş büyük bir ‘sosyal sınıf’, ahlaki dejenerasyonu dünya çapında bilinçli bir biçimde destekler ve yönlendirir. Bu sınıf, özellikle din ahlakının yaşanmadığı, zayıf olduğu toplumlarda çok etkindir.

İyi organize olmuş bu karanlık hareket, sistemini sürdürebilmek için her türlü tedbiri almıştır. Birbirleriyle çıkar ilişkisi bulunan, her milletten, her dilden ve her meslekten binlerce kişiyi kapsar. Aralarındaki çıkar ilişkileri, dini değerlere ve din ahlakına karşı duydukları düşmanlık, paylaştıkları felsefe ve yaşam biçimleri bu sınıfın ortak yönleridir.

Ancak bu karanlık kafaların kurmuş olduğu karanlık düzen, asla kalıcı değildir. Tüm din dışı sistemler gibi bu düzen de kendi karanlıklarında yok olmaya mahkumdur. Yüce Allah Kuran’da bize, iman edenlerin ve iyilikten yana olanların kötülüğe karşı verdikleri mücadelede kesin olarak galip geleceklerini birçok ayetle müjdeler:

Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. (Al-i İmran Suresi, 139)

Bu karanlık kişilerin tedirginlik ve endişelerinin nedenlerinden biri de, kurdukları sistemin ne denli çürük dengeler üzerinde olduğunu biliyor olmalarıdır. Bir gün bir şekilde, yaptıkları kötülüklerden, işledikleri suçlardan sorgulanacak olmaları olasılığı bu karanlık kafaların şiddetli sıkıntı duymalarına sebep olur. Hesaba çekilmek, onlar için yaşamın hiçbir anlamının kalmaması anlamındadır. Bu yüzden edindikleri yeni taraftarlarına ‘kimseye karşı sorumlu olmadıkları’ ve ‘kimseye hesap vermeyecekleri’ yalanını söylerler.

Ele geçirdikleri imkanları asla yitirmeyecekleri gibi bir yanılgıda olan bu kişiler, planlarının eksiksiz olarak işleyeceğini zannederler. Bu kişileri yanıltan, örgütledikleri kötülükleri uygulamaya geçirdikleri halde, karşılığını hemen almamalarıdır. Yüce Allah Kuran’da bu insanlara bir süre tanıdığını, bu sürenin sonunda ise kendilerinin de asıl gerçeğe tanıklık edeceklerini haber verir:

De ki: "Kim sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va’dedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri-gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir." (Meryem Suresi, 75)

Çıkarları için gözleri kapalı her türlü kötülüğü yapabilen/yaptırabilen bu kişiler, o gün makamlarının, ve mallarının kendilerine yarar sağlamayacağını göreceklerdir. O gün bu kişileri, Allah’ın gazaplanarak vereceği karşılıktan koruyabilecek hiçbir güç kalmamıştır. Dünyada yaptıkları kötülükler ve ahlaksızlıklarla aralarında uzak bir mesafe olmasını isteyecekler, dünyaya bir kez daha dönebilmek için Allah’a yalvaracaklardır. Ancak "... Kim kötü bir aracılıkla aracılıkta bulunursa, ondan da kendisine bir pay vardır..." (Nisa Suresi, 85) ayetiyle bildirildiği gibi, paylarına düşen bu kez ‘yüreklere tırmanan ateş’ olacaktır.

“Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: "Bana keşke kitabım verilmeseydi. Hesabımı hiç bilmeseydim. Keşke o (ölüm herşeyi) kesip bitirseydi. Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı. Güç ve kudretim yok olup gitti." (Hakka Suresi, 25-28) diyeceklerdir; ancak her şey yeni başlamaktadır.

‘Ortakları’ da kendilerinden uzaklaşmıştır. Dünya hayatında birbirlerine destek oldukları, birlikte kötülükler düzenledikleri, birlikte suç işledikleri kimseleri çağırırlar, cevap alamazlar:

Üzerlerine (azab) sözü hak olanlar derler ki: "Rabbimiz, işte bizim azdırıp-saptırdıklarımız bunlar; kendimiz azıp saptığımız gibi, onları da azdırıp saptırdık. (Şimdiyse) Sana (gelip onlardan) uzaklaşmış bulunmaktayız. Onlar bize tapıyor da değillerdi. Denir ki: "Ortaklarınızı çağırın." Böylelikle çağırırlar, ama kendilerine cevap vermezler ve azabı görürler. Hidayet bulmuş olsalardı ne olurdu. (Kasas Suresi, 63-64)

Dünya hayatındaki malların Allah Katında hiçbir değeri yoktur; onları Rabb’imiz inkarcılara da verir. İşte bu nimetlerle şımarıp azgınlaşanlar, Allah kendilerini azap ile yakaladığı zaman yanlışlarını daha iyi anlayacaklardır.

Allah, Kur’an ayetlerinde dünya hayatında inkarcıların yenilgiye uğrayacaklarının, üstün ve güzel ahlakın hakim olacağının müjdesini verir. Allah’ın sınırlarını koruyan ve kötülüklerden sakınanların, diğer insanları da kötülükten sakındırmak için çaba göstermeleri gerekir. Bu Rabb’imizin buyruğudur. Bu mücadelenin sonucunda, -Allah’ın dilemesiyle- yeryüzünde zorbalığa ve zulme dayalı sistemin sonu gelecek, bunun yerine aydınlık, huzur ve güven veren bir ortam hakim olacaktır. Samimi iman eden insanların üzerindeki bu sorumluluk Kuran’da şöyle haber verilir:

Sizden önceki nesillerden onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi?... (Hud Suresi, 116)

İslam ışıl ışıl aydınlıktır. İslam barıştır. Allah, insanları seçip beğendiği dine; barışa ve esenliğe davet eder. Bu aydınlık ve dosdoğru yolu seçenler de Allah’ın ‘iyiliği emredip, kötülükten sakındırma’ yükümlülüğünü gerektiği şekilde yerine getirdiklerinde, pek çok insan Kuran’a yönelecek ve Allah’ın hoşnutluğunu hedef edinen bir yaşam sürmeye başlayacaktır.

Söz ettiğim karanlık yapının ortadan kalkmasıyla birlikte karmaşa, yokluk, yoksulluk, huzursuzluk, güvensizlik, adaletsizlik gibi sorunlar bitecek, dünya barış ve sevgi dolu bir mekana dönüşecektir.

Kuşkusuz saydığım bu güzellikler hayal ürünü değildir. İnanan insanlar dua edip samimiyetle din ahlakını yaymak için çaba gösterdiklerinde Rabb’imiz de vaad ettiği gibi nurunu tamamlayacaktır:

Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va’detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ’güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ’güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55). Allaha emanet olunuz selam ve saygılarımla.Hacegan...
Hacegan__
Sal Oca 24, 2012 11:49 am
 
Foruma git
Konuya git

İNSAN OLMAK....

.İnsan olmak zordur be dostum..
ne söylememi istiyorsun..?
bu konuya sayfalar kitaplar yetişmez yazmakla..
İNSAN OLMAK
açlıktan kıvranırken yerden bulduğun sahipsiz bir parayı,
kimin düşürdüğünü düşünmek gibidir insan olmak.
kendin tıka basa yerken,sokaklarda,pazar yerlerinde,pazar sonu,
çürük sebzeyi meyveyi evine toplayıp götüren anneyi düşünürken,
o lokmanın boğazında kalmasıdır..
İNSAN OLMAK
zor zanaatir dostum.
ama onu korumak her baba yiğidin harcı değildir.
evet.!!
insan olmak,insan olmak her yaratılan canlıyı sevmektir.
sokaktaki bir sokak kedisi,sokaktaki bir deli (tabirimizle)
yada nafakasına uğraş veren insanlar..
insan olmak,adam olmaktan önemlidir. adam olmak,kendi çevrende,kendi toplumunda,mahallende,
ve evinde geçerlidir.
ama insan olmak zor zanaattir..
insan olmak istermisin.?
o zaman çok kolay,önce ön yargını at,sonra,
daha sonrada,önce çevrenden başla.
ama daha önce yüreğine sevgi yükle.
her yöne yirmi dört saat geçerli bir sevgi.
babaysan,yada anneysen,veya çocuksan,
en küçük bir bebeği,oğlun,kızın,kardeşini,
yada yoksa hayal et..
o bebeğin uykusundaki ilk tebessümünü hayal et.
o gülen simadan etkilenip içinde bir şeyler kıpırdanmadıysa,
işte sen insan olamazsın.
bunu hissetmeyen insan,zaten onlara insan demek için,
insanlıktan çıkmak gerekir.
vesselam insan olmak zor zanattir,onu korumaksa her,
babayiğidin harcı değildir..
İNSAN OLMAK
insan olmak, insan kalabilmektir ve bir
vazifedir.
hemde bir insanlık vazifesi..Selam ve saygılarımla Hacegan...
Hacegan__
Sal Oca 24, 2012 9:57 pm
 
Foruma git
Konuya git

Ben Seni Asla!..

 

Ben seni ömürlük sevdim.
Hiç karartmadım senli düşünceleri.
Yaşarken düşlerimde büyüttüm seni.
Gözlerin bana dokunduğun da Yüreğim alevdi.
Beyazları taç yaptım sana hayalimde.
Siyahları uzak eyledim kahve
gözlerinden.
 ömürlük sevdim seni.

 

Harika... çok değişik ve güzel sunumun için kutluyorum CanıM ...

Emeğine yüreğine Sağlık.

 


Cazibe_
Pts Oca 02, 2012 8:49 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: SİTE YöNETİMİNE ARTIK BİZİDE GöRüN

[size=200][b]~~~~[/b][/size]
Kyle
Cum Oca 27, 2012 12:08 am
 
Foruma git
Konuya git

türk telekom efsaneleri anıyor

[b]en büyük efsane kim[/b]
Kyle
Cum Oca 27, 2012 12:19 am
 
Foruma git
Konuya git

Re: türk telekom efsaneleri anıyor

Yaşayan Tek EFSANE DÜNYA DEVİ GALATASARAY
efe_19
Cum Oca 27, 2012 12:24 am
 
Foruma git
Konuya git

GÜNLÜK DUALARIMIZ...

Sabahleyin Uykudan Kalkınca Okunacak Dua:


Okunuşu: "Elhamdulillahillezi ehyana ba'de ma ematena ve ileyhi'n- nüşur."

Anlamı: "Bizi öldürdükten sonra dirilten (uyuduktan sonra uyandıran) Allah'a hamdolsun. (kıyamette) O'nun huzurunda toplanılacaktır." (Buhari: 11/96)


Her Sabah Okunacak Dua:



Okunuşu: "Allahümme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nehya ve bike nemutu ve ileykennuşur."

Anlamı: "Allahım! Senin yardımınla sabaha girdik senin yardımınla diriliyor ve senin kudretinle ölüyoruz ve (kıyamette) varış sanadır." (Ebu Davud: 5067)



Her Akşam Okunacak Dua:


Okunuşu: "Allahumme bike emseyna ve bike esbahna ve bike nahya ve bike nemutu ve ileykel masir."

Anlamı: "Allahım! Senin yardımınla akşama girdik Dua: 14)


Şirkten Korunmak İçin (Sabah-Akşam) Okunacak Dua:


Okunuşu: "Allahumme inni euzu bike min en uşrike bike şey'en ve ene a'lemu ve estağfiruke lima la a'lemu inneke ente allamulğuyubi."

Anlamı: "Allahım! Şüphesiz ben bilerek herhangi bir şeyi şirk koşmak (eş ve ortak tanımak) tan sana sığınırım.Bilmeyerek işlemiş olduğum(şirk ve hatalarım) ın senden bağışlanmasını dilerim. Şüphesiz ki bütün gaybları (gizli şeyleri) ancak sen bilirsin." (et-terğıb ve et-terhib: 1/76)


Yemekten Sonra Okunacak Dua:


Okunuşu: "Elhamdulillahillezi et'amena ve segana ve cealena müslimin."

Anlamı: "Bizi nimetleriyle yediren ve içiren ve bizi İslam üzere bulunduran Allah'a hamd olsun." (Ebu DavudAt'ime:15)


Elbise Giyerken Okunacak Dua:


Okunuşu: "Elhamdulillahillezi kesani haza ve razeganihi min ğayri havlin minni ve la guvvetin."

Anlamı: "O Allah'a hamd olsun ki deavat: 107)


Camiye Girerken Okunacak Dua (sağ ayakla girilir):


Okunuşu: "Bismillahi vessalatu vesselamu ala rasulillahi. Allahummeğfir li zunubi veftah li ebvabe rahmetike."

Anlamı: "Allah'ın adıyla müsafirin:68)



Camiden Çıkarken Okunacak Dua (sol ayakla çıkılır):


Okunuşu: "Bismillahi vessalatu vesselamu ala rasulillahi. Allahumme inni es'eluke min fedlike allahumme e'sımni mineşşeytanirracim."

Anlamı: "Allah'ın adıyla teheccüd: 25)


Helaya Girerken Okunacak Dua (sol ayakla girilir):




Okunuşu: "Bismillahi Allahumme inni euzu bike minelhubsi velhebaisi."

Anlamı: "Allah'ın adıyla Teharet: 9)



Heladan Çıkarken Okunacak Dua (sağ ayakla çıkılır):


Okunuşu: "Ğufraneke Elhamdulillahillezi ezhebe annil eza ve afani."

Anlamı: "(Allahım!) Senin mağfiretini dilerim.Benden eza veren şeyleri gideren ve bana afiyet veren Allah'a hamdolsun." (İbni Mace taharet:10)



Bir Meclisten (sohbet veya bir toplantıdan) Kalkarken Okunacak Dua:



Okunuşu: "Subhaneke Allahumme ve bihamdike eşhedu en la ilahe illa ente estağfiruke ve etubu ileyke."

Anlamı: "Allah'ım! Seni her türlü noksanlıklardan tenzih eder deavat: 38)



Su İçtikten Sonra Okunacak Dua:



Okunuşu: "Elhamdulillahillezi segana azben furaten birahmetihi ve lem yec'alhu milhen ucacen bizunubina."

Anlamı: "Bize tatlı soğuk su içiren ve günahlarımız sebebiyle onu içilmez tuzlu su yapmayan Allah'a hamd olsun." (Ebu Nuaym)



Aynaya Bakarken Okunacak Dua:


Okunuşu: "Elhamdulillahi Allahumme kema hassente halgi fehassin hulugi."

Anlamı: "Allah'a hamdolsun. Allah'ım! Benim yaratılışımı güzel kıldığın gibi ahlakımı da güzelleştir." (İbnüs-sünniEl- Ezkar: 270)





Aksırma Esnasında:

Aksıran kimsenin; "Elhamdulilllah" "Allah'a hamd olsun" demesi Edep: 125)


Vasıtaya Binerken Okunacak Dua:

Önce besmele okunur; üç tekbir getirilir. Sonra:


Okunuşu: "Subhanellezi sehharalena haza ve ma kunna lehu mugrinine ve inna ila rabbina lemungalibun."

Anlamı: "Bunu bizim hizmetimize veren Allah'ın şanı ne yücedir. O'nun ihsanı olmasaydı biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz Rabbimize döneceğiz." (Zuhruf Suresi 13-14)


Eve Girerken Okunacak Dua:


Okunuşu: "Allahumme inni es'eluke hayral mevleci ve hayral mehraci bismillahi ve lecna ve bismillahi haracna va alallahi rabbina tevekkelna."

Anlamı: "Allahım! Her giriş ve çıkışımda senden hayır diliyorum. Allah'ın adıyla evimize girer Edeb: 112)



Evden Çıkarken Okunacak Dua:


Okunuşu: "Bismillahi tevekkeltu alellahi la havle ve la guvvete illa billahil aliyyil azim."

Anlamı: "Allah'ın adını anarak (evimden çıkıyorum) ben deavat: 34)





Gece Uykudan Önce Okunacak Dua:





Okunuşu: "Bismike Allahumme emutu ve ehya."

Anlamı: "Senin adını anarak ölür ve dirilirim (uyur ve uyanırım) Allahım!" (Buhari Deavat: 7)







A M İ N
Hacegan__
Cum Oca 27, 2012 10:44 pm
 
Foruma git
Konuya git

SeNeM

http://i214.photobucket.com/albums/cc212/turlunet/Hareketli/uzakehirku2br6ul8.gif
http://www.hitresim.com/upload/hareketli%20resim-Tdc.gif
http://img341.imageshack.us/img341/4071/f4d15400fj4.gif
http://img217.imageshack.us/img217/1529/cakal10yw.gif
SeNeM
Cmt Oca 28, 2012 1:44 am
 
Foruma git
Konuya git

Re: Nice Mutlu Yıllara ALi

http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRRJjdC0PrmkixMM05h8iWY2YBYYsfHxDCTy1ljKAfv0nvsYkjgqPChMsqxqA
ÇOKKK TEŞEKKÜR EDERİM KIYMETLİ ADMİNEM SENEM İNŞALLAH SİZERLE UZUN UZUN MUTLU YILLARA ARANIZDA http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTpdA9kiV4CIgKJWf7rwXwUa51BVGBcCZbaYfI_-705V5iaSrXQHueOw9w6 SİZLERLE OLMAKTAN ÇOK MUTLUYUM İYİKİ VARSINIZ İYİKİ ARANIZA KABUL ETTİNİZ http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRhOxVEp8SjMTKXjd_8nQbNyVM753c4D6HtuLfcUsr_hc3WZ-XVnJrnzq2oDg BENİ BUNUN İÇİNDE AYRICA ÇOKK TEŞEKKÜRLERRR SİZLERİ ÇOKKK SEVİYORUMMM http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRueykJS1v8HzG8agRebGcyRy6sW-3X9Mqk5tCKEDDmfZ0xbjvEd7QD0j6ZUg SANALKAHVE VE ÖZELLİKLE SANALKAHVE 101LOBİSİ WARLIĞINIZAA http://img705.imageshack.us/img705/3122/teekkrler.jpg .....
ALi_71
Cmt Oca 28, 2012 1:08 am
 
Foruma git
Konuya git

2012 YILI İÇİN NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ

2012 BENİM YILIM OLCAK DİYEN ARKADAŞLARIMIZ VARMI ACAPA
gitmedur
Pzr Oca 29, 2012 12:03 am
 
Foruma git
Konuya git