ATATÜRK VE DİN....

ATATÜRK VE DİN....

İleti Hacegan__ » Sal May 15, 2012 5:38 am

Sayın sanalkahve dostlarım bu zamana kadar ulu önderimiz Atatürkün din konusuyla ilgili olarak çok şeyler yazıldı çizildi kimine göre Atatürk din düşmanı ilan edildi yani herkes kendi tarafından bakıp yorumlar getirdi oysa Atatürk gerçek bir islam dinin yaşanması için elinden gelen her türlü çalışmayı yapan ulvu bir insandır.Atatürk saf, temiz ve sade bir din anlayışı istemekteydi. İslam dinine sonradan girmiş her türlü safsata, hurafe ve boş inançlara karşı akılcı bir din anlayışını benimsemiştir. Bunun ilk adımını da Kur’an-ı Kerim’in milletin bütün fertleri tarafından okunup anlaşılabilmesini sağlamakla atmıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan iki yıl bile geçmeden 21 Şubat 1925 tarihinde Meclis’teki bütçe müzakereleri sırasında Kur’an-ı Kerim’in meal ve tefsirinin, Hadis-i Şerif tercümelerinin devlet imkanlarıyla yaptırılması için talimat vermiştir.

Bunun üzerine mealin Mehmet Akif Ersoy, tefsirin Elmalılı Hamdi Yazır, hadis tercümelerinin de Kamil Miras tarafından yapılması kararlaştırılmıştır. Ancak, Mehmet Akif bilahare bu görevi bırakarak aldığı avansı iade etmiş, hem meal hem de tefsir yazma işi Hamdi Yazır tarafından yapılmıştır. Elmalılı Hamdi Yazır’ın hazırladığı 9 ciltlik tefsir 1935 yılında, Kamil Miras tarafından hazırlanan "Sahih-i Buhari Muktasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi" isimli 12 ciltlik hadis tercümesi de 1928 yılında yayımlanmıştır.
Atatürk, Kur’an’ın Türkçe’ye çevrilmesinin şu gerekçeyle yapıldığını anlatıyor:

"Türk, Kur’an’ın arkasından koşuyor, fakat onun ne dediğini anlamıyor. İçinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım, arkasından koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın." Ayrıca bu gerekçeyle hutbelerin de Türkçeleşmesini sağlamıştır. Ona göre hutbe demek, nasa hitap etmek, yani söz söylemek demektir.

"Minberler halkın beyinleri, vicdanları için bir iyilik, doğruluk ve bir aydınlanma kaynağı olmuştur. Böyle olabilmek için minberlerden yankılanacak olan sözlerin bilinmesi, anlaşılması, sanat ve ilim gerçeklerine uygun olması gerekmektedir. Değerli hatiplerin, siyasi ve toplumsal olayları ve medeni durumları ve gelişmeleri her gün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış bilgiler verilmiş olur. Bundan dolayı, hutbeler tamamen Türkçe ve çağın gereklerine uygun olmalıdır. Ve olacaktır" sözleri, onun bu düşüncesini yansıtmaktadır.

ATATÜRK diyor ki: "Mensubu olmaktan gönül doygunluğu duyduğumuz ve mutlu olduğumuz İSLAM DİNİNİ, asırlardan beri düşmüş olduğu POLİTİKA BATAĞINDAN ÇIKARIP TEMİZLEMEK ve yüceltmek GEREKTİĞİNİ GÖRÜYORUZ. KUTSAL VE İLAHİ olan İNANÇLARIMIZI ve vicdanımızı, NE İDÜĞÜ BELİRSİZ, ANLAŞILMAZ, VE her türlü MENFAAT VE ÇİRKEFLİĞE AÇIK POLİTİKADAN ve politikanın bütün organlarından bir an evvel ve kesin olarak çıkartıp KURTARMAK; milletimizin hem dünyadaki hem de ahiretteki mutluluğu için ŞARTTIR!.."
Bu noktada Atatürk’ün en büyük devriminin bugün bile hala tabu sayılan din konusundaki yaptığı bu açılımlardır. Kur’anın daha iyi ve doğru anlaşılmasına dönük meal-tefsir çalışması 1920 lerden bu yana bir adım bile ileriye gidememiştir. İnönü’nün devam ettirmeye çalıştığı bu devrim maalesef halktan pek de destek görmemiş ve Menderes iktidarıyla birlikte başladığı noktaya dönmüştür. Maalesef geleneksel İslam anlayışı galip gelmiştir.
Peki hal böyleyken Atatürk’ü dinin karşısında gibi göstermedeki murat nedir? Öncelikle bunu kimler yapıyor. Elbette halkın dinin ne dediğini anlamasını istemeyen din bezirganları.
Onlar ‘ne yapacaksın dinin ne dediğini, tespih çek, camiye git Arapça oku, dinin ritüellerini uygula kafidir’ demek suretiyle din üzerindeki hakimiyetlerini pekiştiriyorlar. Yani din bizim işimizdir ‘sen söylediğimi yap öteyi karıştırma’ diyerek kuranın asıl lafzını ıskalattılar halka. Mesela hutbe şükürler olsun ki Türkçedir, o da Arapça olsaydı nice olurdu halimiz! Oldu da fena mı oldu! Bence ezanın Arapça okunmasından gayri (çünkü onun anlamını herkes biliyor, bu namaza çağrıdır)her şey Türkçe olmalıdır, İslamiyeti arap-acem boyunduruğundan tedricen de olsa mutlaka kurtarmalıdır.
Böyle olunca huşu içinde Çalmaaaa, gıybet yapmaaaa, başkasının ırzına göz koymaaa, yanında çalıştırdığının hakkını koru parasını teri soğumadan veeer, aldığın borcu vadesinde ödeee, milletin parasını malını mülkünü koruuu, devlet erkini elinde bulunduruyorsan devletin varlıklarını kollaaa, hortumlamaaa, hortumlanmasına göz yummaaa, yalan söylemeee, komşularınla iyi geçiiin, insanları kolayca suçlu ilan edip cezalandırmaaa, haçlıyla birlik olup müslümanı vurmaaa, düşmanın da olsa iftira atmaaa, insana zulmetmeee, komşun açken sen tok yatmaaa, mülk allahındır deyip kıracın iki ay kira vermedi diye onu kapının önüne koymaaa, aşırı lüks haramdır lüksden kaçııın, ısraftan kaaaç, doğayı koruuu, hayvanı seeev, bilim adamını koruuu, miskin miskin oturma üreeet diyen dinin lafzını her gün tekrarlayan mümin, toplumda daha temiz yaşar, daha samimi…. daha insan herhalde.
Ve bence devlet eliyle yapılacak bir şüralar zinciri sonunda Kur’an Türkçeleştirilmeli ve şahıslar tarafından meal- tefsir yazımı yasaklanmalıdır. Mademki Kur’an tüm evren için gönderilmiştir, evrendeki her disiplin orada yer almalıdır. İlahiyatçılar, fizikçiler, biyologlar, yer bilimciler, kimyacılar, matematikçiler, sosyologlar, psikologlar, edebiyatçılar, dil bilimciler, tıpçılar, kozmologlar, astrofizikçiler ve ille de Arapçacılar, arap dilciler…
Adamın bunların hiçbirinden haberi yok meale tefsire soyunuyor. Sonra kıt bilgisiyle evrende ‘ters kare yasası var’ şeklindeki bir genellemeyi kurana dayandırmaya çalışırken bilmiyor ki dipol etkileşiminde ters kare yasası yok….
Önüne gelenin kendisinden önce yazılan meal ve tefsire dayanarak yeni bir yazım faaliyetine girişmesi sonucunda da Kur’an’ın dışında bambaşka bir şey çıkıyor ortaya. Bir mealin söylediği ötekinden çok farklı, bir tefsir diğerini yalanlıyor.
İşte Atatürk bunu yapmaya çalıştı. Yani hurafe, gelenek, safsatalardan arındırılmış, çağa uygun, insanoğlunun eriştiği medeniyet çizgisiyle uyumlu, bilimin ulaştığı bugünkü seviyede onunla çatışmayan… Kısaca akla ve mantığa dayanan gerçek din… Yani Kur’anın dini.
Rotasını Kur’andan almayan ve bilimden beslenmeyen İslamın dünyaya şamil olması mümkün değildir. Hayatına Kur’anın normlarını içtenlikle yerleştiremeyen insan da, gerçek İslamla şereflendirilmiş sayılamaz.Ulu önderimiz Atatürk ruhun şad mekanın cennet olsun inşallah selam ve dua ile Hacegan...

Bu mesaj için Hacegan__ adlı kullanıcıya teşekkür edenler: 6
paradist (Cum May 25, 2012 6:49 pm) • MelekNur (Per May 17, 2012 5:12 am) • ARAF_34 (Çar May 16, 2012 6:46 pm) • goncaa12 (Çar May 16, 2012 4:15 pm) • mekan_09 (Çar May 16, 2012 1:45 pm) • HayatSU_ (Sal May 15, 2012 7:50 am)
Değerlendirme: 24%
 

Hacegan__
Yetkili
 
İleti: 726
Kayıt: Per Oca 12, 2012 1:23 am
Ettiği teşekkür: 711
Aldığı teşekkür: 1451

Re: ATATÜRK VE DİN....

İleti HayatSU_ » Sal May 15, 2012 7:52 am

Büyük TÜRK milliyetçisi ve gerçek bir vatansever.... ATATÜRK .. sana minnettarız...

Emeginize saglık abicim herkesin başka taraflardan gösterdigi ulu önderi bu taraftanda anlatmışsınız bize..

Bu mesaj için HayatSU_ adlı kullanıcıya teşekkür edenler: 2
Hacegan__ (Cum May 25, 2012 9:11 pm) • paradist (Cum May 25, 2012 6:51 pm)
Değerlendirme: 8%
 

HayatSU_
 
İleti: 27
Kayıt: Pts Oca 23, 2012 9:09 am
Ettiği teşekkür: 34
Aldığı teşekkür: 23

Re: ATATÜRK VE DİN....

İleti sonumutt » Sal May 15, 2012 11:04 am

Din* bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini* millet ve devlet işleriyle karıştırmamağa çalışıyor; kaste ve fiile dayanan taassupkâr hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz


Muhammed'i bana* cezbeye tutulmuş sönük bir derviş gibi tanıttırmak gayretine kapılan bu gibi cahil adamlar* onun yüksek şahsiyetini ve başarılarını asla kavrayamamışlardır. Anlamaktan da çok uzak görünüyorlar. Cezbeye tutulmuş bir derviş* Uhud Muharebesinde en büyük bir komutanın yapabileceği bir plânı nasıl düşünür ve tatbik edebilir?
1923


Bizim dinimiz en mâkul ve en tabiî bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabiî olması için akla* fenne* ilme ve mantığa uyması lâzımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur.


mekanın cennet olsun ATATÜRK...

gene çok güzel konuyu ele almışsın yüreğine sağlık cnm

Bu mesaj için sonumutt adlı kullanıcıya teşekkür edenler: 3
Hacegan__ (Cum May 25, 2012 9:11 pm) • paradist (Cum May 25, 2012 6:51 pm) • MelekNur (Per May 17, 2012 5:12 am)
Değerlendirme: 12%
 

sonumutt
 
İleti: 35
Kayıt: Sal Nis 24, 2012 11:18 pm
Ettiği teşekkür: 31
Aldığı teşekkür: 50

Re: ATATÜRK VE DİN....

İleti Hacegan__ » Sal May 15, 2012 1:55 pm

HayatSu kardeşim gözlerine sağlık.

Bu mesaj için Hacegan__ adlı kullanıcıya teşekkür eden:
paradist (Cum May 25, 2012 6:49 pm)
Değerlendirme: 4%
 

Hacegan__
Yetkili
 
İleti: 726
Kayıt: Per Oca 12, 2012 1:23 am
Ettiği teşekkür: 711
Aldığı teşekkür: 1451

Re: ATATÜRK VE DİN....

İleti Hacegan__ » Sal May 15, 2012 1:57 pm

sonumutt cnm çok teşekkür ederim sağol.

Bu mesaj için Hacegan__ adlı kullanıcıya teşekkür eden:
paradist (Cum May 25, 2012 6:49 pm)
Değerlendirme: 4%
 

Hacegan__
Yetkili
 
İleti: 726
Kayıt: Per Oca 12, 2012 1:23 am
Ettiği teşekkür: 711
Aldığı teşekkür: 1451

Re: ATATÜRK VE DİN....

İleti mekan_09 » Çar May 16, 2012 1:44 pm

Yazdıklarınızı sürekli olarak işlerimden fırsat buldukça siteye gelebildikçe okuyorum sitedeki forumu kullanan arkadasların ve benim hem dünya hemde ahiret hayatı konusunda bilgilendirmeniz bu kadar tatmin edici yazıları yazıları arastırıp kıymektli zamanınızı ayırarak yazdıgınız için teşekkür ederim . İnanıyorumki bu yazılarınızla bizlerin hayatına dahil olup yaşamımızı daha olumlu daha dolu yönde değişmesinde yazılarınızın, fikir ve düşüncelerinizin büyük katkısı oluyordur. Yazılarınız sade ve cok dogal oldugu içinde anlaşılması çok kolay ve çok sürükleyici bir solukta okunuyor . Yazılarınızın devamını bekliyor her zaman sistemdeki teşekkür et butonuna basarak değilde asıl hak ettiğiniz şekilde buradan yazarak teşekkür etmek istedim .

Bu mesaj için mekan_09 adlı kullanıcıya teşekkür edenler: 3
Hacegan__ (Cum May 25, 2012 9:11 pm) • paradist (Cum May 25, 2012 6:49 pm) • MelekNur (Per May 17, 2012 5:13 am)
Değerlendirme: 12%
 

mekan_09
 
İleti: 1
Kayıt: Per Oca 12, 2012 1:23 am
Ettiği teşekkür: 4
Aldığı teşekkür: 3

Re: ATATÜRK VE DİN....

İleti Hacegan__ » Çar May 16, 2012 4:14 pm

mekan_09 yorumunuz ve düşünceleriniz için çok teşekkür ederim sağolun Bilgi ve sevgi paylaştıkça güzelleşir diye düşünüyorum.

Bu mesaj için Hacegan__ adlı kullanıcıya teşekkür eden:
paradist (Cum May 25, 2012 6:50 pm)
Değerlendirme: 4%
 

Hacegan__
Yetkili
 
İleti: 726
Kayıt: Per Oca 12, 2012 1:23 am
Ettiği teşekkür: 711
Aldığı teşekkür: 1451

Re: ATATÜRK VE DİN....

İleti paradist » Cum May 25, 2012 6:50 pm

İşte Atatürk bunu yapmaya çalıştı. Yani hurafe, gelenek, safsatalardan arındırılmış, çağa uygun, insanoğlunun eriştiği medeniyet çizgisiyle uyumlu, bilimin ulaştığı bugünkü seviyede onunla çatışmayan… Kısaca akla ve mantığa dayanan gerçek din… Yani Kur’anın dini.
Rotasını Kur’andan almayan ve bilimden beslenmeyen İslamın dünyaya şamil olması mümkün değildir. Emeklerine sağlık abimmmmm

Bu mesaj için paradist adlı kullanıcıya teşekkür eden:
Hacegan__ (Cum May 25, 2012 9:11 pm)
Değerlendirme: 4%
 

paradist
 
İleti: 105
Kayıt: Per Oca 12, 2012 1:23 am
Ettiği teşekkür: 188
Aldığı teşekkür: 82

Re: ATATÜRK VE DİN....

İleti Hacegan__ » Cum May 25, 2012 9:11 pm

paradist kardeşim çok teşekkür ederim sağol gözlerine sağlık.

Hacegan__
Yetkili
 
İleti: 726
Kayıt: Per Oca 12, 2012 1:23 am
Ettiği teşekkür: 711
Aldığı teşekkür: 1451


Dini Konular

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir