90 sonuç bulundu

Geri dön

SENİ HİÇ UNUTMADIK BARIŞ ABİ...

Güncel Barış Manço ölüm yıl dönümünde anıldı Barış Manço ölüm yıl dönümünde anıldı
Barış Manço, ölümünün 13. yılında ailesi ve sevenlerince anıldı.


18 saat 18 dakika önce eklendi.

Barış Manço'nun oğulları Doğukan ve Batıkan Manço ile sevenlerinin, Manço'nun müze haline getirilen Moda'daki evinde bir araya geldiği gecede, Manço kardeşler babalarının unutulmaz şarkılarını gitar eşliğinde seslendirdi.

Gecede, Barış Manço'nun sevenleri de mumlar yakarak, şarkılara eşlik etti.

Moda'daki evde, Manço'nun bestelerini yaptığı piyanosu, yurt dışı gezilerinden topladığı objeler, aksesuarlar, sahne kostümleri ve kendi yaptığı tablolar sergilenirken, bu yılki anma etkinliği için bakımı yapılarak kullanılır hale getirilen 34 BM 777 plakalı otomobili de evin önüne getirildi.

Doğukan Manço, babasının yeri doldurulamayacak bir sanatçı olduğunu vurgulayarak, müze haline getirilen evde, Barış Manço'nun yaşatılması, eserlerinin, hatıralarının sergilenmesinin kendisi için büyük mutluluk olduğunu söyledi.

Yaptıkları ile millete mal olmuş bir kişinin evinin müze olmasının doğal bir şey olduğunu söyleyen Manço,''Gönlüm bu evde oturmak ister. Fakat tüm halka mal olmuş birinin evinin müze olması sevenleri tarafında da arzulanan bir şey olsa gerek...'' dedi.

Anma etkinlikleri çerçevesinde, 4 Şubatta Marmara Forum AVM'de Barış Manço'yu Anma Konseri, 5 Şubatta vapur gezisi, 6-20 Şubat arasında Palladium AVM'de Barış Manço sergisi, 10 Şubat'ta Sefaköy Kültür Merkezi'nde fotoğraf sergisi düzenlenecek, Grup 84 konser verecek
Koray
Çar Şub 01, 2012 3:12 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: SENİ HİÇ UNUTMADIK BARIŞ ABİ...

Barış Manço (1943 - 1999)

Doğumu...
Barış Manço, 2 Ocak 1943 tarihinde, Rikkat ve Hakkı Manço çiftinin dördüncü çocukları olarak Moda’da dünyaya geldi. Annesi Rikkat Hanım, Türk Sanat Müziği sanatçısıydı. Aileden gelen yeteneğiyle özellikle ortaokul öğrenimini aldığı yaşlarda müzikle ilgilenmeye başladı. Lise yılları Galatasaray Lisesi’nde başladı.

Müzik Hayatına Giriş...

Müzik hayatına Galatasaray Lisesi’nde adım atan Barış Manço’nun arkadaşlarıyla birlikte kurduğu ilk grubun adı “Kafadarlar”, ikincisi ise “Harmoniler”di. Daha sonra Şişli Terakki Lisesi’ne geçiş yaptı.

Müzik Yaşantısının Ciddi Olarak Başlangıcı...

Lise yılları bittiğinde Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’nde 1963- 1971 yılları arasında resim, grafik ve iç mimari eğitimi aldı. Belçika’da “Lemistgrees” adında, Amerikalı, Belçikalı, İtalyan, Kuzey Afrikalı, İngiliz müzisyenlerden oluşan bir grupta yer aldı. “Lemistgrees”le çalışmalarının sürdüğü iki yıl içerisinde Paris Olympia’da konser verdi. 1966 yılında Paris’te iki 45’lik plak çıkardı.


Eskilerden resim...

1970 yılında Türkiye’ye döndüğünde Fuat Güner ve Mazhar Alanson ile birlikte “Kaygısızlar” adlı grubu kurdu. Aranjman şarkılara tepki göstererek Anadolu’dan beslenen pop folk tarzında müzik yapmaya başladı. Onuncu plağı “Dağlar Dağlar” ile büyük bir çıkış yaptı, albüm beş ayda 700 bin adet satışa ulaştı. “Dağlar Dağlar” çalışması, sanatçıya Altın Plak Ödülü’nü de kazandırdı. 1971 yılında Moğollar ile çalıştı. Aynı yıl Kurtalan Ekspres’i kurdu. İlk klibini 1973’te, “Hey Koca Topçu”ya çekti. 1975’te ilk albümü “2023”ü yaptı. 1978'de Lale Manço ile evlendi, Doğukan ve Batıkan adında iki erkek çocuğu oldu.


Evlilik...

1980 yılında Altın Orfe’de “Nick The Chopper” ve “Ben Bir Şarkıyım” adlı Bulgar şarkısı ile de altın madalyalar aldı. Yurtdışında birçok TV programına konuk olarak katıldı, birçok ülkede koserler verdi. 1983 yılında Eurovision Şarkı Yarışması’na “Kazma” adlı şarkısıyla katıldı, ancak elendi.

1988 yılının Ekim ayında TRT 1’de çocuk ve aileye yönelik bir eğitim kültür ve eğlence programı olarak başlayan “7’den 77’ye” , 1998 Haziran ayında 370. kez ekrana gelerek Türk televizyonculuğunda ulaşılması zor bir rekora imza attı. “Ekvatordan Kutuplar’a” isimli programında ekibiyle birlikte beş kıtada 100’den fazla değişik yöreye giderek 600.000 km.’ye yakın yol kat etti.

Bestelediği 200’ün üzerindeki şarkısı, kendisine 12 altın ve 1 platin albüm/ kaset ödülü kazandırırken, bu şarkıların bir bölümü daha sonra Yunanca, Bulgarca, Arapça, Farsça, Kürtçe, Japonca, İbranice, Fransızca, İngilizce ve lemenkçe olarak yorumlandı. Müzik ve televizyon hayatında sayısız ödüller alan Barış Manço’nun 1991 yılında devlet sanatçısı unvanı, yine aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora unvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya Uluslararası Kültür ve Barış Ödülü, Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi Nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Türkmen Vatandaşlığı ödülleri vardır.

Barış Manço, 1 Şubat 1999 tarihinde Moda’da vefat etti.


-------------
Biraz araştırma sonucunda bazı web siteleri buldum.
Bu sitelerde üstteki bilgilerin çok daha fazlasını bulabilirsiniz.
-------------------------------------
http://www.barismancomix.com/
Sitede hemen hemen herşey var,
Video kliplerden mp3lere, resimlerden yaşantısına kadar herşey...

-----------------------------------
http://www.barismanco.org.tr/
Başarılı bulduğum diğer sitelerden biri, içerik olarak yine çok iyi.










Mekanın cennet olsun,
Nur içinde yat.
Koray
Çar Şub 01, 2012 3:19 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: Bengü ağız alışkanlığı

yine herzamanki gibi süper paylaşımların var güzel arkadaşımm ..seni görmek güzell uzaktan uzağa seyrederim bazen yazdıklarını:Dharikasın melek..ben Tarık
boooooo
Per Şub 02, 2012 1:11 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: SENİ HİÇ UNUTMADIK BARIŞ ABİ...

Koray harika yazın için teşekkür ederim gerçekten güzel yazmışsın barışmanço abimizi bize hatırlattın....onun gibi gönlü geniş insan varmıydı acaba ....çok değerli birinden bahsedip kendi değerinide yükselttin değerli kardeşim...KORAY.....seni seven abin Tarık..
boooooo
Per Şub 02, 2012 1:09 pm
 
Foruma git
Konuya git

MEVLİT KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN...

3 Şubat 2012 gecesi Mevlit Kandilini kutlayacağız.Peygamberimizin doğduğu gecenin yıl dönümleri Mevlit Kandili olarak kutlanır. Peygamberimiz hicri takvime göre 12 Rebiülevvel’de doğmuştur. Bugün kullandığımız miladi takvime göre Peygamberimizin doğum tarihi 20 Nisan 571’dir. Peygamberimizin doğum günü, mübarek bir gündür. Çünkü Allah’ın bütün alemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamber o gün dünyaya şeref vermiştir.

Mevlit Kandili’nde, Peygamberimizin doğumunu anlatan Mevlit okutulur. Nisan ayının ikinci haftasında Kutlu Doğum Haftası olarak çeşitli etkinlikler ve programlar düzenlenir. Mevlit kandilinde sevdiklerimizi de mesaj veya kutlama yoluyla hatırlıyalım diye hazır mesajlar ekledik.

Rabbimden çiçek istedik kırları verdi, ağaç istedik ormanları verdi, su istedik denizleri verdi, dost istedik bu numarayı verdi. Kandiliniz mübarek olsun.

Güneşi yüreğinde gözleri ufuklarda muhabbet yolcuları arasında cennet hesabı yapmayan cennetlikler arasında olmanın duasıyla hayırlı kandiller.

Gül sevginin tacıdır, her bahar bir gül taçlanır. O gül ki Muhammet’i hatırlatır. Onu hatırlayana gül koklatır. Gül kokulu sevgi dolu nice kandiller.

Allah’ın aşkıyla yan bu gece, Mevla’na gibi dön bu gece, secdeye varıp huzura erince, şu fakiri de an bu gece. Hayırlı kandiller!

Allah’ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız kabul olsun. Kandiliniz kutlu olsun..

Duanız kabul, ameliniz makbul hizmetiniz daim olsun. Saadetiniz kaim olsun. Kandiliniz kutlu olsun

Allah’ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız kabul olsun. Kandiliniz kutlu olsun..

Yıpranmış ve Katılaşmış Gönülleri Rahmet Meltemiyle Yeşerten Eşsiz Peygamberin Doğum Günü Olan Mevlit Kandilinizi En Içten Dileklerimle Tebrik Ederim.

Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.

Bakiler sevgiler adına nice dilekler vardır. Ölümü bile ayırır saymayan gönüller vardır. Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar, dualarda birleşen gönüller vardır. Hayırlı kandiller..

Mevlit kandilin mübarek olsun. Allah sana sevdiklerinle beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamayı nasip etsin.

Bin damla serpilsin yüreğine, bin tatlı mutluluk dolsun günlerine, bin bir hayalin gerçekleri bulsun, her türlü duaların kabul olsun,Mevlit kandilin mübarek olsun…

Bir kandil gülü savur sevdiklerine, size onlardan gülücükler getirsin öyle içten öyle samimi ol ki göz yaşlarını bile tebessüme çevirsin. Mevlit kandilin mübarek olsun.

Borçlarımızdan, ceza ve günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim.Allah affeden ve bağışlayandır, unutmayalım.. Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak.. Kandiliniz mübarek, dualarınız kabul olsun!

Bu gece Mevlit kandili. Dua edelim.. Yürekler bir atsın bu gece, günahlarımız affolsun. İyi kandiller.

Bu gece Mevlit kandilin.Günahtan kurtuluş gecesi.. Haydi dua edelim.. Temizlensin günah defterleri.. İyi kandiller..

Bu gece hayırlı bir gece, yüreklerimiz ibadetle çarpsın, gönüllerimiz bir olsun.. Kandiliniz mübarek olsun!

Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla’ya sunacağı ve Alah’ın sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir. Mevlit kandilin hayırlı olsun!

Bu günlerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretimize, sıcaklığı yuvamıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun..

Bugün ellerini semaya gönlünü Mevlaya aç, bugün günahlardan olabildiğince kaç, bugün en gizli incilerini onun için saç çünkü bugün kandil, kandilin mübarek olsun.

Dertlerimiz kum tanesi kadar küçük, sevinçlerimiz Nisan yağmuru kadar bol olsun. Bu mübarek geceniz sevapla dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.

Duanız kabul, ameliniz makbul hizmetiniz daim olsun. Saadetiniz kaim olsun. Kandiliniz kutlu olsun.

Ellerin semaya, dillerin duaya, gönüllerin mevlaya yöneldiği bu mübarek geceni kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.

Gel ey Muhammed bahardır, dualar ardında saklı, aminlerimiz vardır. Hacdan döner gibi, Miractan iner gibi gel gel. Bekliyoruz yıllardır. Kandiliniz mübarek olsun..

Gül bahçesine girenler gül olmasa da gül kokarlar, kainatın en güzel gülünün kokusu üzerinizde olsun bu gece. Kandiliniz mübarek olsun.

Güneşin güzel yüzü, yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta, melekler baş ucunda dursun. Güneş öyle bir geceye doğsun ki, duaların kabul, kandilin mübarek olsun.

Günler bize dostların güzelliği ile, geceler onların duaları ile mübarek oluyor. Umudumuz dostların hediyesi, duamız sizlerin sevgisi. Kandiliniz mübarek olsun..

Hayır işler, insanı kötü ölümden korur. Gizli sadaka, Allah’ın gazabını giderir. Sıla-i rahim akrabalara iyilikte bulunmak, ömrü uzatır. Bütün hayırlı işler bir çeşit sadakadır. Dünyada hayır ehli olan kimseler, ahirette de hayır ehlidirler. Dünyada münker kötü iş ehli olan kimseler, ahirette de münker ehlidirler. Cennete herkesten önce girecek olan maruf ehli kimselerdir.

Her müminin, riayet etmesi ve vefalı olması gerekli olan hususlar şunlardır:Din saygısı, edebe saygısı ve sofra saygısı.

İlahi Esintilerin kalpleri okşadığı, bir anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle, Kandilinizi Kutlarım.

Kardeşliğin daimi olduğu, sevgilerin birleştiği, dostlukların bitmediği yine de mutlu, umutlu ve sevgi dolu,rahmetlerin yağmur gibi yağdığı nice kandillere…

Kim canı gönülden iman eder, kalbini her türlü günah, nifak ve bozgunculuktan temiz tutar, dili ile doğru ve tatlı konuşur, endişeye düşmeden haline razı olur, doğru ve güzel huylu olursa gerçekten mutluluğa erer.

Konsun yine pervazlara güvercinler, hu hulara karışsın aminler,mübarek akşamdır, gelin ey Fatihalar, Yasinler…. İyi Kandiller

Semanın kapılarının sonuna kadar açılıp rahmetin sağanak sağanak yağdığı böyle bir gecede düşen damlaların seni sırılsıklam etmesi dileğiyle kandilin mübarek olsun.

Size karanfilin sadakatini, sümbülün bağlılığını, menekşenin tevazusunu, lalenin gururunu, leyleğın saadetini versek, bize de dua eder misiniz? Kandiliniz mübarek olsun..

Sofranız afiyetli, paranız bereketli, kararlarınız isabetli, yuvanız muhabbetli, kalbiniz merhametli, bedeniniz sıhhatli, dualarınız kabul olsun, kandiliniz kutlu olsun.

Talihiniz gözleriniz kadar berrak, kaderiniz bakışınız kadar güzel, umudunuz yarın kadar yakın, yarınınız aşkınız kadar mutlu, aşkınız Miraç kadar mukaddes, dualarınız istediğiniz gibi makbul olsun.

Ümit ederiz ki bu mübarek gece, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur. mevlit kandiliniz mübarek olsun..

Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarımızın Rabbimizin yüce katına iletilmisine vesile olan bu mübarak kandil gecesinde dualarda buluşmak ümidiyle Kandilinizi kutlarım.

Yağmur yüklü bulutlar gibi gelen, eteğindeki hayır cevherlerini başımıza boşaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin, büyüsüne kapılmanız dileğiyle. Nice kandiller.

Yağmurun toprağa hayat verdiği gibi dualarında hayat bulacağı bu gecede dua bahçesinde yeşeren fidan olmak dileğiyle kandiliniz mübarek olsun.

Yükü sevgi, özü saygı, gücü barış, süsü hoşgörü olan mübarek Miraç kandilinizi kutlarım Allah’a emanet olun. Güzel kandiller..

Zengin; çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir. Kalb zenginliğinden mahrum olan kimse, ne kadar geniş servete sahib olursa olsun yine fakirdir. Tamaı ve hırsı sebebiyle de halk nazarında hakirdir. Kalbi zengin olan kimse de ne kadar fakir olsa herkesin nazarında muhteremdir.
Koray
Cum Şub 03, 2012 7:15 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: MEVLİT KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN...

Allah’ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız kabul olsun. Kandiliniz kutlu olsun..Amin ecmain inşallah.

Emeğine yüreğine sağlık güzel paylaşımınız için teşekkürler.
Hacegan__
Cum Şub 03, 2012 8:54 pm
 
Foruma git
Konuya git

MEVLİD KANDİLİ...

Bu gece, Sevgili Peygamberimiz’in dünyaya teşriflerinin sene-i devriyesi. Müslümanların da bayramı. Hatta Kadir Gecesi’nden sonra, kutlanan en muteber ve mubarek gecelerden biri.
Mevlid, doğum anlamına geliyor. Daha çok da Hz. Peygamber (sav) Efendimizin doğumunu ifade ediyor. Malum olduğu üzere Allah Rasülü milâdi 571 yılının 12 Rebiül-evvel ayının 12. gecesi dünyaya gelmişti. O gece, Kâbedeki putların devrilmelerinden, Kisra sarayının yıkılmasına, Mecusilerin bin yıllık ateşlerinin sönmesinden Save Gölünün kurumasına kadar pek çok olağanüstü hadiseler meydana gelmişti.
Peygamberimiz de sağlığında doğduğu geceyi unutmamıştı. Her yıl o gecenin sene-i devriyesinde Ashab-ı Kiram’a ziyafetler verir ve küçüklüğündeki hatıralarından bahsederlerdi. İslam kültüründe bu gelenek bugüne değin devam edegelmiştir. Rasülüllah’ın doğumunu anlatan, miraca yükselişini ve faziletlerini dile getiren pek çok mevlidler de yazılmıştır ki, bunlardan en önemlisi hiç şüphe yoktur ki Süleyman Çelebi’nin “Vesiletü’n- Necat”ıdır.
Kâinat Efendisi’nin doğumunu anlatan S. Çelebi der ki:
“Âmine Hâtun Muhammed ânesî
Ol sadeften doğdu ol dürdânesî
Hem Muhammed gelmesi oldû yakîn
Çok alâmetler belürdî gelmedîn
Ol gice kim, doğdu ol Hayrü’l-beşer
Ânesî anda neler gördü neler
Doğdu ol saatte ol sultânı dîn
Nûra gark oldû semâvât ü zemîn
O İki Cihan Güneşi’ni Kur’an-ı Kerim’de bizzat Cenab-ı Hak övmüş ve yüceltmiştir. Bu konu ile ilgili pek çok ayet mevcuttur. Eli kalem tutup da şiir yazan her Müslüman Şair de, Peygamberimiz’i öven ve na’at denen en az bir şiir yazmıştır.
Şeyh Galip:
“Sen Ahmed-i Mahmud-u Muhammed’sin Efendim
Hak’tan bize Sultan-ı müeyyedsin Efendim.” Diye O Sevgililer Sevgilisine muhabbetini anlatır.
Necid Çöllerinde iken “Ya Nebi! Şu halime bak” diye seslenen M. Akif de şöyle devam eder:
Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca sahranın;
Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın!
Hasan Basri Çantay:
“Sevdim seni hep canlara cânân diye sevdim
Bir ben değil âlem sana kurban diye sevdim.” Diye haykırırken,
Necip Fazıl da:
“Müjdecim, Kurtarıcım, Efendim, Peygamberim;
Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim!” diye O’na olan sevgisini dile getiriyor.
A.Nihat Asya:
Neler duydu şu dünyada, Mevlid’ine hayran kulaklarımız:
Ne adlar ezberledi.ey Nebi, Adına alışkın dudaklarımız!” derken,
Fethullah Gülen Hocaefendi de:
“Ey kupkuru çölleri cennete çeviren Gül,
Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül” diye özlemini ifede ediyor.
Rasülüllah’a duyulan özlemi ve ona olan derin sevgi ve muhabbeti terennüm eden daha pek çok dizeye yer vermek isterdim. Lakin satırlar sayılı, sütunlar sınırlı. Bu yüzden sohbetimizi bizim “İsterim Ya Rasülallah!” başlıklı bir na’atımızın son kıtasıyla bitirelim:
Huzur bulur insan ancak bu dinde,
Sevgin ebediyen kalacak zinde,
Gonca, gül olsam da, senin izinde,
Solmayı isterim ya RASÜLALLAH.
Tüm dostların Mevlid Kandilini yürekten kutlar, hayırlara vesile olmasını Yüce Mevla’dan niyaz ederim.Allaha emanet olunuz selam ve saygılarımla Hacegan...
Hacegan__
Per Şub 02, 2012 11:53 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: MEVLİD KANDİLİ...

tşklerr yüreginize sağlıkk
Nursel_
Per Şub 02, 2012 11:58 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: MEVLİD KANDİLİ...

Çok teşekkür ederim gözlerinize sağlık...
Hacegan__
Cum Şub 03, 2012 12:00 am
 
Foruma git
Konuya git

Re: MEVLİD KANDİLİ...

http://img2.xxxx.com/images/s/o/n/sonbaharhazani/1156451608kandil001cl7.jpg


Mevlid Kandili Kandiliniz Mübarek Olsun - 03 Şubat 2012 CUMA

"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."
(Enbiyâ, 107)

İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denir.


O'nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.


O'nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.O gecenin sabahı gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allahın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:


"Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler."
(Âl-i İmrân, 164)


Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı "Vesiletün'necat" olan mevlid kitabı O'nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.


Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O'nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.

Bununla beraber, O'nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.

O âlemlerin Rabbinden, "Alemlere rahmet olarak gönderildi." Asırlara sığmayacak inkılapları birkaç sene içerisinde gerçekleştirdi. Evlâtlarını diri diri toprağa gömen babalar O'na ve getirdiği prensiplere iman ettikten sonra mükemmelleştiler, dünyaya insanlık, adalet ve medeniyet rehberi olacak hale geldiler. İnsanlar O'nun tek emriyle, kökü yüzlerce yıl derinde olan alışkanlıklarını bıraktı.

O, yirminci asır insanının yüzyılda yerleştiremediği hakkı, hukuku, adâleti, hürriyeti, demokrasiyi ve insan haklarını bir solukta yerleştirdi. Böylece cehâlet asrı bir saâdet asrı olup, çıktı. Nihayet asır, asırlara taştı. Ve O, çağlar ötesiyle kucaklaştı.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed kendisinden önceki peygamberler gibi sadece bir kavme veya millete değil, bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir. O'nun diğer peygamberlerden en farklı yönlerinden birisi budur. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:


"Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler."
(Sebe, 28)


İnsanlığın her zaman ve mekânda Hz. Peygamber'in tebliğ ettiği ilâhî mesaja ve bu mesajın hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır. O'nu örnek almak, Kur'an'a uymaktır. Çünkü Hz. Aişe (r.a.)'nın ifâdesiyle O'nun ahlâkı Kur'an'dı. (Müslim, Misâfirîn, 139). Kur'an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in inananlar için en güzel örnek olduğunu bildirmekte ve bu hususta şöyle buyurulmaktadır:
"Andolsun, Allah'ın rasûlünde sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar için ve Allah'ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır." (Ahzâb, 21)


Bu geceyi nasıl ihya edelim?

Bütün insanlık âlemine bir hidayet tarihi açan ve âlemlere halis ilâhî rahmet olan böyle yüksek şanlı bir Peygamber'in ümmeti olmakla şereflenmiş bulunan biz müminlere ne mutlu! Bu geceyi vesile bilerek, O'na ümmet olmanın şuuruna erebilmek, Bu gecenin manevî zenginliğinden istifâde etmek için en azından bir Tesbih Namazı kılalım, bir de Hatm-i Enbiyâ yapalım.

O'na ümmet olan müminlere gevşeklik yakışmaz.

Unutmayalım...

Alemlere rahmet olarak gönderilen muazzez Peygamberimizin, doğumunu anarken, yalnız mevlid okumak, ilâhîler söylemek ve kandil simidi dağıtmak yeterli değildir, sadece bu geceyi yaşamak yeterli değildir. Yüce Allah'ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yegâne yolu, Peygamberimizin yolundan gitmektir...

"De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın..."
(Âl-i İmrân, 31)
Almira
Cum Şub 03, 2012 12:13 am
 
Foruma git
Konuya git

Re: MEVLİD KANDİLİ...

Almira kardeşim emeğine yüreğine sağlık. İnşallah Rabbim bu güzel günün gecenin hatırına günahlarımızı affeder ve Peygamber efendimiz(sav)in şefaatına nail eder amin ecmain.
Hacegan__
Cum Şub 03, 2012 12:26 am
 
Foruma git
Konuya git

Re: MEVLİD KANDİLİ...

Allah'ım!
Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in Sen'den istediği
her türlü hayrı Sen'den istiyor,
yine Peygamber Efendimizin sana sığındığı
her türlü şerden de
sana sığınıyoruz.

sizinde kandiliniz mübarek olsun tüm dua ve dilekleriniz kabul olsun
bluemonn
Cum Şub 03, 2012 2:57 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: MEVLİD KANDİLİ...

Blumeonn yorumun için çok teşekkür ederim sağol varol Allah razı olsun amin ecmain inşallah
Hacegan__
Cum Şub 03, 2012 3:02 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: MEVLİD KANDİLİ...

Koray çok teşekkür ederim sağolasın varolasın.
Hacegan__
Cum Şub 03, 2012 8:56 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: MEVLİD KANDİLİ...

SİZİNDE KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN GÜZEL PAYLAŞIMINZ İÇİN TEŞKLER...
Koray
Cum Şub 03, 2012 7:06 pm
 
Foruma git
Konuya git

KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ...

yillar yillar öncesinde insaoğlu evrimleşmeden öçnce, vücudu kıllarla kapliyken gereçli olan eşitlik.
insan evrimleştikçe, cinsiyeler belirginleşip, ayrımlar artınca ve keskinleşince, denge erkeklerin yönünde değişmiştir.
egemen güçler kadını "meta" olarak kullanmayı bilmiş, kadının köle olmasına sebep olmuş; cahil bırakmıştır. çünkü bu, onların işine gelmektedir. cahil kadın, edilgen bir konumda kalacaktir. kocasinin yaninda, ya da babaevinde, etkisiz elemandir. söz söyleme yetkisi yoktur. birey değildir.
ama ortaçağ'dan sonra, özellikle sanayi devrimi sonrası gelişmeler kadın haklarinin artmasi açisindan pozitif zamanlardir.
günümüz itibariyle kadinlar erkeklere birebir eşit olmasalarda, birçok haklar kazanmış, yöneticiliklere gelmiş, toplumsal hayatta daha aktif bir konuma gelmişlerdir. kadin her zaman daha mağdur durumda olduğundan kadınlara pozitif ayhrımcılık yapılmali ve kadin erkek eşitliği kadinlarin yönüne kaymalidir..(biraz da olsa)

kanunlar önünde bir kadın erkek eşitliği söz konusudur fakat diğer alanlarda geçersiz, en azından yetersiz bir söylem olacaktır kadın erkek eşitliği, zira farklıdır kadınla erkek.öncelikle farklı yetiştirilir, farklı yaşatılırlar. farklılıklar vurgulanır her an, farklılıklar arasındaki eşitlik yasallıkla sağlanabilir, diğer alanlarda ise kadınların baskın olduğu yerler de vardır, erkeklerin baskın oldukları da.önemli olan farklılıkların farkına varmaktır, kadın erkek arasındaki anlayıştır, iş bölümüdür, hoşgörüdür, önemli olan kadın-erkek-çoluk-çocuk-genç-yaşlı özgürlüğüdür.evet, hürriyettir, hürriyet.
Koray
Cmt Şub 04, 2012 11:53 am
 
Foruma git
Konuya git

Re: Bengü ağız alışkanlığı

emeğine yüreğine sağlık dilaycım güzel paylaşımın için her zamanki gibi harikasın...
Koray
Per Şub 02, 2012 3:21 pm
 
Foruma git
Konuya git

Aşk! Yaşadım hem de en güzelinden,en ağırından,en temizinden

Aşk! Yaşadım hem de en güzelinden, en ağırından, en temizinden. Çıkarsız, beklentisiz, safça. Sonu oldu mu? Olsun yada olmasın. Yaşandı, herşeye rağmen güzeldi. Güzel şeyler akıllarda kaldı, kötü şeyler atılmalıydı, zarar gelmemeliydi sevdaya, ayrılık akla getirilmemeliydi, güzel anılmalıydı herşeye rağmen. Herşeye rağmen çünkü, ayrılık bekleyenle, beklenenin seçimi değildi. Onların adına başkaları karar vermişti. Hem de onları hiç anlamadan, dinlemeden, bir defa olsun yan yana görmeden.
Herşeye rağmen güzeldi yaşanılanlar, hissedilenler. Asıl acı veren karşılıksız sevdalar. Beklenen ile bekleyenin sevdası karşılıksız değildi ki! Neden canları yansın? İyi ki tanıdık, iyi ki yaşadık, iyi ki paylaştık.
Ama aşk bitti! Aşkı ölümden sonraya erteledik. Kavuşacağımız güne. Şimdi asıl olan dostluk. Dost kalabilmeyi başarabilmek. Arkasında bulunabilmek, arkanda olduğunu hissedebilmek. Aşk denilince aklıma hep ayrılık gelir nedense ama dostluk denildiğinde hiç gitmeyecek biri gelir aklıma, gitmesinden korkmadan paylaşırsın herşeyini, bilirsin acı gününde yanında olacağını, mutluluğunu paylaşacağını. Herkesle dost olamazsın, seçemezsin, bu benim dostum olacak diyemezsin, dost kendiliğinden gelir. Birşeyler yalnış gittiğinde yada gerçekten birilerine ihtiyaç duyduğun anda çıkıverir karşına. Ve görünmez eller görünüverir. İçten gelen kucaklaşmalardadır dostluk, ufacık bir sevgi sözünde saklıdır bazen koca cümleler, bazen özledim diyebilmektir sevgiyle, arkasında hiç bir ard niyet olmadan.
gulgulce
Pzr Şub 05, 2012 5:22 pm
 
Foruma git
Konuya git

KADER. KADER KADERRRRRR......

Aşk bir beladır Tanrı’dan gelme.
Neden herkes uymaz Tanrı emrine?
Madem her şeyi kendi yaptırır,
Kulu sorgulamanın manası ne?
Ömer HAYYAM
Belki de en çok tahrif edilen, anlamı en çok değiştirilen ve hatta belli ekoller için bir yaşam felsefesi olan, siyasi çıkarlar için kullanılan kavramların başında “kader” kavramı gelmektedir. İslam’ın amentüsünde de yer aldığı iddia edilen “kader anlayışı” Kur’an’da bildirilen manası dışında pek çok yerde kullanılmış bir kavramdır. “Koyu kadercilik” anlayışına göre insanların dünya hayatında daha anne karnındayken hangi eylemleri yapacağı ve bu eylemler neticesinde cezai sorumluluklarının ne olacağı önceden belirlenmiştir. Özetlemek gerekirse dışarıdan ve nefsimizden bizlere ne şekilde bir musibet gelirse gelsin, bizler yaratılmadan her şey takdir ve tayin edilmiş, önceden yazılıp çizilmiştir. Bunun için insan, her ne yaparsa yapsın bu yazgısını değiştiremeyeceğini düşünür ve çaresiz bir şekilde bunu kabul eder. Psikolojide bu duruma “öğrenilmiş çaresizlik” denir. Bu minvalden bakıldığında “kadercilik” insanların kötü eylemlerinin sonuçlarından kaçmak için sığındığı limanlardan biridir aslında. Yoksa adaletinden hiçbir şüphe bulunmayan Allah’ın insanlara karşı adaletsiz olması hiçbir zaman düşünülemez.
Daha önceki örneklerde de gördüğümüz gibi Ayet cımbızlama ve Tahrif Tekniği kullanılarak “kader” kavramının içi boşaltılmış ve Kur’an’la bağdaşmayacak derecede tahrif edilmiştir. Bütün her şeyi yaratan Allah olduğuna göre, iyilik-kötülük, şer-hayır, güzel-çirkin eylemlerinin de yaratıcısı Allah’tır. Bu iyi ve kötü eylemlerin(fiillerin) yaratıcısı Allah iken, o eylemleri (fiilleri) yaşama geçirenlerse bizleriz. Yani fiillerin yaratıcısı Allah’tır. Fiillerin failleri de biz insanlarız. Bu demektir ki, insanlar irade sahibidir ve iradeleriyle ortaya koyduğu bütün hal hareket ve davranışlarının sorumlusudur. Nitekim Allah şöyle buyuruyor:
“Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.”
(Şems suresi, 7-9)
Allah imtihan gereği insanları yaratmış, nefsine iyilik ve kötülük duygusunu da ilham etmiştir. İnsanları diğer canlı-cansız varlıklardan ayıran temel özelliklerinden biri de budur. Çünkü insan irade sahibidir. Kötülük işleyebileceği gibi iyilik de yapabilir, bu tamamen onun seçimine bağlıdır. İyilik yaparak amel-i salih işleyerek Allah’ın kendisine verdiği bu nimetlere şükrederek nefsini kötülükten, isyandan, çirkinlikten arındıranlar kurtuluşa erecektir. Aksini yapanlar ise, esfeli safilin(aşağıların aşağısına) seviyesine itilecektir. Yani deyim yerindeyse insanlar kendi kaderlerini kendileri çizecektir.
Şimdi “K-D-R” kök harflerinin geçtiği bazı ayetleri inceleyelim ve kuranda hangi anlamlarda kullanıldığını görelim:
“Allah, gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder(yukadiru).”
(Müzzemmil suresi, 20)
“Hiçbirşey yoktur ki, hazineleri bizim yanımızda olmasın. Ama biz onu ancak belirli bir ölçüde/bir kaderle(bi kaderin) indiririz.”
(Hicr suresi, 21)
“O, gökten bir ölçüye(bi kaderin) göre yağmur indirendir…”
(Zuhruf suresi, 11)
“Güneş’iısı ve ışık kaynağı; Ay’ı, hesabı ve yılların sayısını bilesiniz diye bir nur yapıp ona evreler takdir eden (ve kaddere-hu)O’dur. Allah bütün bunları rastgele değil, şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır. Bilgiyle donanmış bir topluluk için ayetleri ayrıntılı kılıyor.”
(Yunus suresi, 5)
Sonra da ona ölçülü(kaderna) bir biçim verdik. Biz ne güzel biçim verenleriz(el kadirune)!
(Mürselat suresi, 23)
Kader, Allah’ın her şeyi bir ölçüyle yaratmasıdır, her şeye biçim vermesi, takdir etmesidir. Yani Sünnetullah dediğimiz kavramın ta kendisidir. Allah, bu kainatı yaratırken belli bir düzen, mizan, denge ile yaratmıştır. Kader, doğada var olan ve değişmeyen yasalardır: suyun kaldırma kuvveti, yerin çekim gücü, ateşin yakıcılığı, suyun yüz derecede kaynaması, iki hidrojen ile bir oksijenin sevişince suya dönüşmesi, her çocuğun anne ve babasının ‘alak’asından doğması, her canlının ölümlü olması, bitkilerin fotosentez yapması gibi. Bu örnekleri epeyce çoğaltmak mümkündür. İşte Ayet Cımbızlama ve Tahrif Teknikleri (ACTT) kullanılarak saptırılan kader anlayışı (ölçü, denge, mizan, düzen) bundan ibarettir. Bize:”Kadere iman ediyor musunuz?” diye soranlara cevabımız:”Elbette biz de Allah’ın her şeyi belli bir ölçü ve dengede yarattığına iman ederiz.”Selam ve dua ile Hacegan........
Hacegan__
Pts Şub 06, 2012 2:03 am
 
Foruma git
Konuya git

Sende benim kadar gerçekleri görüyorsun

 


Hayat bazen öyle insafsız ki

Küçük bir boşluğundan yakalar
Hissettirmez en zayıf anında
Seni ta yüreğinden yaralar
Ellerin kolların bağlansada
Başında kasırgalar kopsada
Sen tüm gücünle karşı koysanda
Seni acımasız sevdaya salar
Sende benim kadar gerçekleri görüyorsun

Beraber olamayız benim gibi biliyorsun
Bir başka dünyanın insanısın yavrucağım
Sen kendi dünyanın toprağında uyuyorsun

Haklısın biraz geç karşılaştık
Oysa hiç konuşmadan anlaştık
Bazı şeyler varki söylenmiyor
Biz senle sözleri susarak aştık
İnsan acılarla kıvransada

Ve o aşkla bir daha doğsada
Dünyasını yeniden kursada
Düşlerle gerçekler ayrı ayrı yaşar

KardeIen
Cum Ağu 27, 2010 2:35 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: Neşe Karaböcek, Elbet birgün buluşacağız

YİNE HER ZAMANKİ GİBİ HARİKA PAYLAŞIMLAR EMEĞİNE YÜREĞİNE SAĞLIK...
Koray
Sal Şub 07, 2012 5:12 pm
 
Foruma git
Konuya git

Re: EVET SEVGİLİ...

ßeN UmutSuzLuGun OlDuGu YerDe, UmuDumu KayßeTmeDeN YüRüMeYi ßiLiRiM. HeR YüRüDüĞüM YolDa, CaKıLLaR, HeR DurDuGuM YerDe, CaKaLLaR , oLSa Ne YaZaR ! Ya ÖLüMüNe, SeVeRiM, YaDa TeK KaLeMDe SiLeRiM !
Koray
Sal Şub 07, 2012 5:44 pm
 
Foruma git
Konuya git

EVET SEVGİLİ...

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
Arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
En güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
Yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
Çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
İnsan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
Hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
Kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
Öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
Kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
Son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
Meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
Beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
Tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
Yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
Son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
Her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
Dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
Namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
Dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
Sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
Kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
Kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
İhanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
Ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
Kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
Mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
GÖNLÜM SEN!ND!R
Koray
Sal Şub 07, 2012 5:38 pm
 
Foruma git
Konuya git

Koray...

Sendeki sırrın kapılarını araladıkça,
bendeki umutsuzluğun sebebini daha iyi anlıyorum.

Buluştuğumuz adreslerde birbirini iten gerçeklerin,
aslında hayatın gerçekleri olduğunu biliyorum.
Aşk tek kişilik yalnızlıktır, iki kişilik bir oyun.
Gerçek aşkın, üçüncü tekil şahıslara asla tahammülü yoktur
. Bir kalbi tam anlamıyla fethedemediysen,
o kalbin sınırları içinde gezinerek, ancak zaman kaybedersin.
Bu gerçek ikimiz içinde geçerli.

Yalnızlık nöbetlerimde, seninle yaşadığım her anı,
Bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçirdim.
Yüreğimdeki duyguları YaLnızLıK ambarına boşalttım
. Bir rüyadan uyandım ve anladım ki, biz birbirimiz için yaratılmış değiliz
. Kandırmayalım kendimizi. Gözlerimizin aynı hizada buluşmasının getirdiği heyecanı, çok fazla büyütmeyelim
. Hayatın tekrarı yok ve zaman hızla geçip gidiyor
. Hayat, doğru zamanda yanlış insanlarla harcanmayacak kadar
DeğErli. Ve ben hayatın değerini bildiğim kadar, kendi değerimi de biliyorum.
Sonu hüsranla bitecek maceralar bana göre değil.

Karamsarlık değil bunlar
. Mantığımın duygularıma ağır basması. AkLIMIn ZAFERİ...
Yeni bir MaSaL da kendimi harcatmaman gerektiğini haykıran yüreğimin sesi..
. Biliyorum ki, bütün kahramanlar YALNIZDIR vE BEN yalnızlığımdan kalan saltanatı sürdürmeliyim.
Dertlerin Kıralı olmaktansa, böyle bir yalnızlığı tercih ederim
. Çünkü, Benden bir başka bir ben daha yok bu dünyada.
Ve hayat ikinci bir şansı her zaman sunmuyor insana...

.
UNUTMA!!!!!!!!!
Hayat, doğru zamanda yanlış insanlarla harcanmayacak kadar DEGERLI...
Koray
Per Şub 09, 2012 10:20 am
 
Foruma git
Konuya git

SENİ SEVİYORUM ÇÜMKÜ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Her sabah kalktığımda yaşamak için tek nedenim, sen varsın ...
Fakat seni sevmek için binlerce nedenim var ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Bu siyah beyaz dünyada tek renk sensin,
Bir ressamın fırçasından çıkmış gibi ...
Ama alalade bir renk değil,
Gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan bir renk ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Bu soğuk günde içimi ısıtan bir esinti gibisin ...
Hafiften esiyorsun, iliklerime işleyerek ...
Sonra da kaybolup gidiyorsun, daha nereden geldiğini
Anlayamadan ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Seni Sevmekten başka bir şey gelmiyor içimden ...
O kadar doğal ki bu duygu ruhumun derinliklerinde,
Sanki doğduğumdan beri var ...
Sadece ortaya çıkmak için seni bekliyordu ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Sensiz bir yaşamı artık düşünemiyorum ...
Sensiz bu kuru dünyada yaşamaktansa,
ölümün soğuk nefesini öpmeyi
bir daha hiç seni görmemektense hayata arkamı dönmeyi
tercih ederim ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Ne zaman bir aşk şiiri duysam, mısralardan sen akıyorsun ...
Ne zaman eski bir şarkı gelse kulağıma,
Gitar telleri arasından süzülen notalar, seni getiriyor bana ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Sen hep benimlesin ...
Gözümü kapatmam yeterli seni görmem için ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Gözlerinin içinde binlerce yıldız,
Gecenin karanlığını delip geçiyor ...
Bana bakarken kendimi yıldızlara tepeden bakıyor gibi hissediyorum ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Benliğim sana ait ...
Sen onu buruşturup çöpe de atabilirsin,
Kalbine yakın bir yere de koyabilirsin ...
Tanrım !!!
O kalbine yakın bir yerde olmak istiyorum ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Sen sensin ...
Ama sen beni ben olduğum için seviyor musun
Onu kim bilir ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Seni Sevmeyi Seviyorum ...
Seni koklamayı seviyorum ...
Sana dokunmayı seviyorum ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Saçların ellerimin arasından kayıp giderken,
Dünyada cenneti bulmuş gibiyim ...
Bir an elimde tutuyorum o cenneti ...
Bir an sonra belki de tamamen ellerimden kayıp gidecek ...

Seni Seviyorum, Çünkü
İçimde bir umut var ...
Bu şiiri belki başucuna koyarsın ...
Kim bilir belki yanına da \'\'Kırmızı\'\' bir gül ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Tanrı çiçekleri yaratırken seni de onlarla beraber yaratmış ...
Papatyadan güzel,
Zambaktan asil,
Manolyadan tatlı,
Gülden daha güzel kokulu ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Güzelliğine melekler imreniyorlar ...
Dünyada ise,
Ölümlüler arasında galiba bir tek benim gibi bir iki şanslı
Onu farkedebiliyor ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Ölene kadar, yok olana kadar seninle olsam,
Bu herhalde bir ceza gibi gelir,
Daha çok senle olamadığım için ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Senin tarafından Sevilme fikri bile bir insanı hayatı boyunca
mutlu edebilecek kadar güzel ve asil ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Seni anlatmak için mısralar yetmiyor ...
Düşünüyorum bir kış gecesi bunu yazarken,
Acaba kaç şair senin güzelliğini anlatmak için binlerce mısra yazdı ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Senin gülümsemen güneşin doğuşu gibi,
İnsana her şeyi unutturuyor,
Sadece seyredip tadına varma hissi uyandırıyor ...

Seni Seviyorum, Çünkü
Bu kadar nedenden sonra bile SENİ ne kadar SEVDİĞİMİ anlatamadım!..
Koray
Per Şub 09, 2012 10:13 am
 
Foruma git
Konuya git